sütsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sütsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2017 Pazar

Cartier – Baiser Vole (2011)

Cartier’in 2003 çıkışlı ünlü parfümü Le Baiser Du Dragon’un devamı olarak mı çıkarıldı yoksa müstakil bir eser olarak mı tasarlandı bilemiyorum Baiser Vole. Gerçi Baiser Vole’nin 2011 yılında çıkışından sonra çabucak devam parfümlerinin piyasaya sürülmesi, onun bağımsız bir parfüm olarak düşünüldüğünü gösteriyor. 2017 yılının Eylül ayı itibariyle yedi parfümlük bir koleksiyona dönüşmüş durumda.

Kendi sitelerindeki açıklamalarında zambağın vurgulandığını görüyoruz. Tabii kadın parfümü olması dolayısıyla dişiliği öne çıkarıyor resmi tanıtım. Zor bulunan ve şık kokan bir çiçek olan zambağın tutkulu hikayesinin Baiser Vole aracılığıyla anlatıldığı söyleniyor. Çiçeksi, ferah ve pudralı yönünden de bahsedilmiş.

Baiser Vole’nin açılışı belli belirsiz turunçgillerle gerçekleşiyor. Silik sayılabilecek turunçgillere sabunsu çiçekler eşlik etmeye başlıyor. Resmi tanıtımdaki zambak kokusu, orta kısımdan itibaren iyice kendisini hissettiriyor. Buradaki zambak, gayet yumuşak, yeşil, taze, kremsi, leziz ve sevmesi kolay. Hatta diyebilirim ki abartılı şekilde kadınsı bile değil zambak. Kapanışta yeşil kremsi zambak küçük değişim gösteriyor. Yeşil ve taze geri çekilirken, vanilyamsı kremsilik daha da artıyor ve neredeyse tropikal vanilyaya dönüşüyor alt notalar. Son bölümde yumuşak misk de mevcut.

Baiser Vole, pudralı ve kremsi beyaz çiçek parfümü bana göre. Buradaki kremsilik vanilya merkezli gibi. Gayet temiz, duru, barışçıl ve sakin bir çiçeksi yapı var Baiser Vole’de. Masum, taze ve ferah koku, ne burun tırmalayan cinste çiçeksi ne de kafası karışık bir oryantal. Giymesi kolay bir arkadaş.

Baiser Vole’yi ilk kullandığım andan itibaren epey sevdim ve benimsedim. Kremsi vanilya sevgimin köklerine dokunuyor bir şekilde. Feminenliğin abartılmaması gayet iyi bir seçim. O, 2011 yılında çıkış yaptığını vurgulayacak kadar modern ve tatlı kokuyor. Keşke tatlılığı biraz az olsaymış. Yine de yakışmış Baiser Vole’ye.

Sonuç olarak çok hoş, kibar kokuyor. Derin, katmanlı ve detaylı değil. Hatta düz çizgide ilerlediğini ve bize sürpriz yapamadığını söyleyebilirim ama bu tarz bir eserden derinlik değil, güzel ve temiz kokması beklenir ki Baiser Vole bunu başarıyor. Yapaylık ve burnu zorlayan uyumsuzluk yok gibi. Cartier’in kalitesi yine kendisini gösteriyor.

Benim kullandığım EDP olanıydı. Performansı harikalar yaratamıyor. Kalıcılığı iyi ama fark edilirliği yüksek değil. İlkbahar-yaz mevsimi için uygun görünüyor. Günlük kullanıma rahatlıkla uyum sağlayacaktır. Yaş sınırlaması olmadan her kadın kullanabilir. Kokusunun tasarımını ünlü parfümör Mathilde Laurent yapmış.

Not: Bu parfümü bana ulaştıran www.decantshop.com sitesine teşekkür ederim.

Koku Güzelliği:10/7

13 Temmuz 2017 Perşembe

Heeley – Coccobello (2013)

“Cennet gibi tropikal bir ada… Güneşin parıldadığı sahil kenarında, sabahları yeşil palmiye yapraklarının üzerinde duran çiğ taneleri… Saydam, sessiz denizin ritmiyle gidip gelen Tahiti Gardenyasının havada uçuşan kokusu… Bronzlaşmış bir bedenin, harika bembeyaz kumların üzerine uzanması ve vücudunu hindistan cevizi kokusuyla bezemesi…” Kimin hayali değildir ki böyle bir yerde ömrünün sonuna kadar yaşamak.

Özellikle son yıllarda tropikal adaların dünya turizminde önemli yer tutması, bu tür sahneleri zihnimize yerleştiriyor. Masmavi ve tertemiz bir deniz, beyaz kumlar ve sahilden denize doğru uzanan hindistan cevizi ağaçları, tropikal adaların olmazsa olmazları. Bu cennet adalarda yaşamak ve oralara yerleşmek kolay değil kuşkusuz. Neyse ki parfümseverler olarak o adalara gidemesek de aynı hissiyatı yaşama imkanımız var.

Heeley’nin Coccobello’su bu ihtiyaca cevap vermek için tasarlanmış sanki. Hakkında bol bol övgü olan bu parfümü kullanmayı ne zamandır istiyordum. Ve artık tenimi süslüyor Coccobello. Parfümün açılışı sütsü, kremsi, vanilyalı hindistan cevizi yağıyla gerçekleşiyor. Leziz, yüksek kaliteli üst notalar harika. Orta bölümde hindistan cevizi yerini korusa da parfüm yeşil tarafa doğru kayıyor. Resmi olarak açıklanan notalarındaki palmiye yaprağı parfümün orta kısmında epey etkili oluyor. Orta notalar yeşil yaprağımsı hindistan cevizi gibi kokuyor. Başlangıcı kadar çarpıcı değil orta bölüm. Kapanışta sedir ağacı bu sefer hindistan cevizine eşlik ediyor. Son bölüm, en sıradan yeri.

Coccobello, zaten ismiyle kendini ifşa ediyor. Hindistan cevizini merkeze alan parfüm, yeşil ve odunsu yapıyla desteklenmiş. Başlangıçtaki müthiş sütsü, kremsi hindistan cevizi, kendinizden geçmenizi sağlayabilir. Deniz kenarında sürdüğümüz hindistan cevizli güneş kremlerine benzeyen başlangıcı adeta tropikal bir adaya ışınlıyor beni. Orta kısımdaysa yeşil yaprağımsı yapı hindistan ceviziyle uyumlu ama müthiş değil. Kapanışı eh işte denebilir.

Coccobello, modern, ferah, sakinleştirici. Tatlılığı dengeli verilmiş. Plajlarda güneşlenenlerin, sosyetik beachlerdeki akşam üstü partilerinin ve sıcak gündüz vakitlerinde kendisini dışarıya atanların yardımcısı olacaktır. Coccobello, sıcak yaz günlerinde, tatile gidemeyen, denizin o tuzlu kokusunu içine uzun uzun çekemeyen şanssız çoğunluğun derdine çare olabilir. Her ne kadar bizim ülkede tropikal adalar bulunmasa da deniz ve tatil özlemini bir parça da olsa giderecektir.

Sonuç olarak hoş bir parfüm. Aslına bakılırsa büyük umutlarla kullanmaya başladım. Beklediğim kadar iyi çıkmadı. İlk on dakikası dışında ortalama denebilir. Yeşil palmiye yaprağı kokusu kulağa hoş gelse de uygulamada iyi sonuç vermemiş. Keşke incir yaprağı benzeri bir tema seçilseymiş.

 

Coccobello’nun rakipleri kimler? Nişlerden Virgin Island Water, Philosykos, Montale – Intense Tiare. Hatta incir merkezli Fico di Amalfi, Premier Figuier. Coccobello, bu güçlü rakiplerinin koku güzelliği anlamında bir basamak gerisinde kalıyor ne yazık ki. Yüksek fiyatına istinaden, denemeden almanızı önermem.

Kokusunun tasarımını, markanın kurucusu ve sahibi James Heeley yapmış. EDP formunda. Kalıcılığı idare eder. Fark edilirliği düşük. Hem erkeklerin hem de kadınların rahatlıkla kullanabileceği gibi. Sıcak yaz günlerine yakışacaktır. Yaş sınırı olmaksızın kullanılabilir.

Not: Bu parfümü bana ulaştıran www.decantshop.com sitesine teşekkür ederim.

Koku Güzelliği:10/6

29 Ocak 2017 Pazar

Jean Paul Gaultier – Le Male Terrible (2010)

Le Male Terrible’ın omuzlarındaki yükün ağırlığını tahmin edebiliyorum. 1995 yılında parfümler tarihinin en kült eserlerinden sayılan Le Male’in küçük kardeşi olarak düşünülebilir Terrible. Francis Kurkdjian’ı dünyaya tanıtan Le Male, elde ettiği başarısının ardından hala sevilmeye ve kullanılmaya devam ediliyor. 2017 yılının başlarında otuz beşe yakın Le Male isimli devam parfümü piyasaya sürülmüş durumda. Belki de kendi alanında bir rekor bu durum.

2010 yılında piyasaya sürülen Terrible versiyonu biraz daha öne çıktı diğer devam parfümlerinden. Genç ve çalışkan parfümör Aurelien Guichard tarafından hazırlanan Le Male Terrible’ın açılışı kremsi turunçgillerle gerçekleşiyor. Açıklanan üst notalarındaki greyfurdu dikkatli burunlar algılayacaktır. Kısa süre sonra kremsi turunçgilin yerine kremsi-sıcak-metalik baharatlar geliyor. Geri planda vanilya tabii ki yerleşiyor kompozisyona. Baharatlardan biberde birleşiyor çoğu yorumcu ki haksız sayılmazlar. Vanilyalı baharatlara parlak ve kadifemsi amberde eşlik ediyor. Son bölümde vanilyanın dozu daha da artıyor. Le Male’deki kullanım neredeyse tekrarlanmış kapanışta. Misk, sedir ağacı ve vetiver, baskın vanilyadan kafalarını bile kaldıramıyorlar.

Le Male Terrible, başlangıcındaki turunçgil kısmını saymazsak, baharatlı, miskli vanilya ekseninde ilerliyor. Tabii vanilyanın rolü büyük her daim. Benim pek sevemediğim parlak amber kullanılmış ki yapaylığa yaklaştırıyor kokusunu. Sonlardaki misk ve vanilya uyumu harika. Parfümün en güzel yeri yumuşacık ve sütsü vanilyasıyla, alt notalar.

Evet, doğru kelime sanırım “sütsü.” Orta kısımdan itibaren parfümün içine yavaş yavaş sızan ve her daim etkisini arttıran misk destekli vanilya, sütsü. Genellikle birçok niş marka dahil, vanilyayı fazlaca şekerli ve karamelize veriyorlar. Buradaki vanilya kullanımı öyle değil. Yumuşak başlı vanilyaya eşlik eden tırnaklarını çıkarmış baharatların karışımını pek uyumlu bulmadım. Neredeyse reçinemsi hissiyat veren orta kısım, bana göre parfümün başarısız tarafı.

LM_TERRIBLE_C1_50_600x400_CMJN_72CMYK

Bir Le Male devam parfümünü anlatırken, onu abisiyle kıyaslamamak mümkün değil. Klasik Le Male ve Terrible versiyonu orta kısımdan itibaren birbiriyle neredeyse aynı kokuyor. Anladığım kadarıyla klasik Le Male’ın, başlangıcına biraz turunçgil, orta kısmına da baharatlar yerleştirilmiş. İşte size Terrible. Kokusu kötü mü? Değil. Harika mı? Değil. Terrible ne dünyayı sallayan abisi kadar özgün ne de günümüzün birbirinin aynı vanilya parfümleri kadar vasat. Bir yorumcunun dediği gibi “Eğer elinizde Le Male varsa, Terrible’ı almanıza gerek yok.”

Le Male’ın, hep şikayet edilen nane ve pudralı kısımlarını Terrible’da daha az gördüğüm için mutluyum fakat baharatların ve amberin verilişi için iyi şeyler düşünmüyorum. Terrible birazcık daha erkeksi ve günümüze yakın kokuyor. Bence günlük kullanıma rahatlıkla uyacaktır.

EDT formundaki kokusunun performansı harikalar yaratmıyor. Kalıcılığı idare eder. Fark edilirliği ilk yarım saat iyi, sonrasında düşüyor. Sonbahar-kış mevsimlerinde kullanmanızı öneririm.

Koku Güzelliği:10/6