Cartier etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cartier etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2022 Cuma

Cartier – Pasha de Cartier (1992)

Ünlü saat ve mücevher markası Cartier’in ürünlerini kullanmak çoğu kişi için bir ayrıcalık. Rastgele baktığım bir Cartier saatinin 22 bin dolarlık fiyat etiketi nasıl bir markayla karşı karşıya olduğumuzu anlatıyor. Böylesi bir markanın parfüm sektörüne girmemesi düşünülemezdi.

İlk parfümlerini 1980’li yılların başında piyasaya süren Cartier’in eserleri 1990’lı yıllarda da raflardaki yerini aldı. Markanın 1985 yılında üretmeye başladığı kült saat serisi Pasha ismiyle parfümler de piyasaya sürülmeye başlandı. 1992 yılında çıkan Pasha de Cartier erkekler için bir parfümdü. Markanın internet sitesinde Pasha de Cartier şu cümlelerle tanıtılmış: “Oryantal bir kokunun eşsiz tazeliğini galbanumun yeşil notasıyla birleştiren, zarif fougere akorduyla koku dünyasını büyüleyen Cartier’in ilk parfümü.”

Pasha de Cartier’in ilk saniyelerinde mandalinayı andıran buruk ve eski turunçgiller ile nane-anason benzeri yapıyı görüyoruz. 1980’li yılların o garip turunçgillerini nerede duysam tanırım ve tabii ki aklıma Ralph Lauren’in Safari’si geliyor. Orta kısma gelindiğinde ana yapıda büyük değişim olmuyor. Tuhaf turunçgillere biraz lavanta ve yumuşak baharatlar ekleniyor. Sonlarda sandal ağacı ve meşe yosunu etkili denebilir.

Pasha de Cartier, tipik 1980-1990’lar dönemi aromatik fujerlerine benziyor. Burada iki tip fujerden bahsedilebilir. Birincisi Brut-Sartorial ekolü egzotik ve alfa fujerler, ikincisi de daha yumuşak turunçgilleri andıran tanımlaması zor fujerler. İkinci ekolün en güçlü ismi Ralph Lauren’in Safari’si ve tabii ki arkadaşı olarak Yves Saint Laurent’in ünlü Jazz’ı. Pasha de Cartier, bu iki parfümün hemen hemen aynısı gibi davranıyor.

Özellikle Safari’ye çok benziyor Pasha de Cartier. Pasha’yı ilk kullandığımda acaba yanlış parfüm mü geldi diye düşündüm. Safari’nin yumuşak turunçgilleri eski ve nostaljik ki Pasha’nın başlangıcında da aynı etki var. Pasha’nın biraz daha tatlılığı fazla Safari’ye göre. Tabii yeni nesil bol şekerli erkek parfümleriyle ilgisi yok buradaki tatlılığın. Bu anlamda modern ve yenilikçi kokmuyor Pasha ve onu kullanan çoğu kişi modası geçmiş bulabilir.

Bu tür parfümler erkeksi olarak tanımlanır ki yanlış diyemeyiz. Böylesi beyefendi parfümleri çoğu zaman üst yaş gruplarına yakıştırılır ki 18 yaşındaki genç erkeklerin Pasha de Cartier’den pek keyif alamayacağını söylemek anlamsız olmaz.

Eski tarz parfümleri severim ve beni geçmişe götürür. Özellikle Chanel Pour Monsieur tarzı aromatik turunçgilli şiprelere bayılırım. Oysa Safari ve Pasha de Cartier’in temsil ettiği tarzdaki fujer tarzı hiç bana göre değil. Kalite anlamında iyi yerde duruyor fakat kokusal anlamda kendime yakın bulamadığım için severek kullanamadım. Yine de bu tür eski-nostaljik erkek parfümlerine meraklı kişilerin denemesinde fayda var.

Eau de Toilette formunda. Kalıcılığı idare ediyor, etrafa yayılımı yüksek değil. İlkbahar-sonbahar dönemlerinde kullanmak işe yarayabilir. Kokusunu sektörün en ünlü burunlarından Jacques Cavallier’in tasarladığını söylemeliyim.

Koku Güzelliği:10/6

21 Mart 2021 Pazar

Cartier – L’Envol (2016)

Cartier’in parfümler dünyasındaki farklı yerini, yaratıcı kokularla pekiştirdiğini görüyoruz. Genellikle fazlaca piyasa işi trend koku temalarına yönelmeden, ilginç parfümlere imza atıyorlar. 1998 yılı çıkışlı Declaration, tanımlanması zor bir maskülendi. 2016 yılındaysa L’Envol isimli erkek parfümü, Cartier’in dikkat çeken eserlerinden oldu.

L’Envol serisi şu cümlelerle tanıtılmış: “Erkekler için L’Envol de Cartier kokusu, sıra dışı olanı deneyimlemekle ilgilidir. Büyülü bir iksir gibi, ruhunuzun yeni zirvelere yükselmesini sağlar. Koku, şık ve modern bir şişede durur. Tasarım, ünlü guilloche motifine sahip bir tıpa ile Cartier’in stil geleneğinden geliyor.” Parfümün kendisinden şöyle bahsedilmiş: “Narenciye notalarıyla canlandırılan, gaiac ağacıyla zenginleştirilen ve ambrosia temasıyla aydınlatılan benzersiz koku alma deneyimi sunan L’Envol ile tanışın. Ruhun yükselmesini sağlayan enerjik bir erkek kokusu.”

L’Envol’un ilk saniyeleri naneyi çağrıştıran aromatik Akdeniz otları ve erkeksi sayılabilecek çiçeklerle gerçekleşiyor. Yeşil temaya yakın açılışta lavanta, adaçayı ve belki de fesleğen var. İlerleyen dakikalarda orta kısma geçiliyor. Yeşil davranan menekşe bu sefer öne çıkıyor. Şekerli olmayan menekşenin yanına bir parça kuru bal ekleniyor. Sonlarda menekşe geriye çekilirken paçuli ve odunsu notalar devreye giriyor.

L’Envol, günümüzün modern parfümlerine pek benzemiyor. Ne ilk saniyelerinde şekerli turunçgiller var ne orta kısımda tatlı tonka fasulyesi var ne sonlarda mumsu vanilya var. L’Envol daha çok aromatik otsu, hafiften sabunsu çiçeksi parfüme benziyor. Menekşe ilginç şekilde öne çıkıyor tenimde. Oysa kıyafet üzerinde bal notası başrole geçiyor.

L’Envol’u çoğu parfümden ayıran temel nota kuşkusuz ki bal. Cartier’in internet sitesinde de bala vurgu yapılmış. Bal merkezli çok fazla parfümle karşılaşmıyoruz. L’Envol’de geri planda bal öğesinin bulunduğunu düşünüyorum fakat parfümün tamamına hakim olduğunu söyleyemem. L’Envol, 2016 yılında, ilginç bir kokusal deneme olarak görülebilir.

Kalite anlamında birçok Cartier gibi iyi yerde duruyor. Koku güzelliği olaraksa çok sevdiğim tarzda değil. Lavanta, bal ve menekşe favori notalarım değiller ve L’Envol’u büyük bir aşkla kullanmadım. Yine de yeni nesil birbirinin aynısı erkek parfümlerinden sıkıldıysanız ve erkeksi seçenek arıyorsanız, en azından deneme listenize alabilirsiniz.

Eau de Parfum formunda. Kalıcılığı ve etrafa yayılımı yeterli denebilir. Serin ilkbahar-sonbahar dönemine uyacağını düşünüyorum. Kokusunu Mathilde Laurent tasarlamış.

Koku Güzelliği:10/6.5

20 Ekim 2019 Pazar

Cartier – Declaration Essence (2001)

Cartier’in saygı duyulan erkek parfümlerinden Declaration’ı, 1998 yılında ünlü burun Jean-Claude Ellena tasarlamıştı. Farklı kokusu ve kolay kolay benzerine rastlanamayacak karakteriyle Declaration, erkek parfümü dünyasında özel bir yere sahiptir. Aradan yirmi yıldan fazla zaman geçmesi, Declaration’ın önemini ve değerini asla düşürmemiştir.

Declaration’un başarısı üzerine Cartier, devam parfümleri üretmeye başladı aynı isimle. 2019 yılının sonlarına geldiğimizde üretimi bitenler ve limitli sürümler dahil ondan fazla parfümlük seri oluşturdu Declaration isimli kokular. Orijinal sürümden üç yıl sonra ilk devam parfümü Essence ismiyle raflardaki yerini almıştı. Aynı şişe formunu kullanan Essence’nin mavilikler barındıran rengi, kokunun su-deniz temasını çağrıştırdığını düşündürtüyor ilk başta. Kullanım dönemindeyse durumun pek öyle olmadığı anlaşılıyor.

Cartier’in internet sitesinde ferah, baharatlı ve odunsu olarak sınıflandırılan Declaration Essence’in açılışı çok farklı turunçgillerle gerçekleşiyor. Aromatik ve yeşil hissiyat veren ilginç turunçgiller için mis gibi kokan doğal portakal aromasından bahsedemeyiz sanırım. Üst notalarda bergamot, portakal çiçeği ve çaydan oluşan sıradışı yapı sizi karşılıyor. Oldukça beğendiğim başlangıçtan sonra orta kısımda yeşil turunçgillere, aromatik baharatlar ekleniyor. Orta bölümde neredeyse sabunsu turunçgillerin yanına eklenen vetiver ve lavanta dinamik yapıyı devam ettiriyor. Sonlarda sakinleşmiş olgun odunsu notalarla karşılaşmak sürpriz olmuyor. Kimi zaman kuru deriyi de andıran alt notalarda hala üst notalardaki turunçgillerin izi takip edilebiliyor. Sedir ağacı kapanışta önemli rol oynuyor.

Declaration Essence, ferah sayılamayacak baharatlı turunçgil parfümü desem sanırım zihninizde canlandıramazsınız. Genellikle ferah ve serinletici olarak verilen turunçgiller burada keskin ve sabunsu-yeşil-çay temasıyla birleştirilmiş. İlerleyen saatlerde karşımıza çıkan vetiver, köksü ve ıslak değil gayet kuru ve kafa karıştırıcı denebilir. Orta bölümdeki baharatlardan kimyon en belirgin olanı. Parfümün kokusu baştan sona bütünlüğe sahip. Düz çizgide ilerlediği söylenebilir. Ana yapı aromatik baharatların ve yeşil turunçgillerin, sabunsu çaysı odunsuların hakimiyetinde desem yanlış olmaz.

Cartier’in internet sitesinde parfümü tanıtmak için kullanılan “Sedirin gücüne ve görkemine sahip baharatlı ve odunsu, taze bir parfüm” cümlesi doğruya benziyor. Gerçi burada garip bir durum var. Declaration Essence, ne tam olarak baharatlı ne odunsu ne yeşil ne de baskın şekilde turunçgilli. Bu öğelerin tamamını bünyesinde eritmiş ve karşımıza tanımlanması zor bir koku formu çıkartmış. Bazı kullanıcıların Essence’in karakterini ve tarzını acayip bulmasını anlayabiliyorum.

Geleyim asıl konuya. Biliriz ki her devam parfümü, asıl parfümden izler taşır. Declaration Essence de tabii ki abisi klasik Declaration’dan büyük oranda esinlenmiş. Hatta çokça benzediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Declaration Essence’in ilk saniyelerinde hemencecik aklınıza Declaration geliyor zaten. Abisine başlangıçta çok benzeyen küçük kardeş, orta bölümde de uzak düşmüyor orijinal formülden. Muhtemelen sonları farklıdır iki parfümün, e o kadar farklılık olsun artık.

Bir başka duruma değineyim. Declaration Essence, aynı abisi Declaration gibi Terre d’Hermes’e benzetilmiş kimi kullanıcılar tarafından. Terre d’Hermes’in tasarımcısı Jean-Claude Ellena’nın aynı zamanda Declaration’ın da tasarımcısı olduğunu biliyoruz. Bu anlamda portakal-turunçgil kullanımı açısından bakarsak hem Declaration hem de Essence, Terre d’Hermes’i az da olsa andırıyor. Terre d’Hermes daha modern bir turunçgil parfümüyken, Essence biraz da üst yaş grubu erkeklere yakışacak gibi duruyor.

Sonuç olarak, klasik Declaration’u beğenmiştim ve Essence versiyonu da hoşuma gitti. Performans anlamında iyi diyebilirim Essence. Gün içinde ara ara size kendisini hatırlatıyor ve bu durum çoğu zaman mutluluk verdi bana. Belki de yeşil kokan parfümlere olan merakım nedeniyle kabullendim Essence’in esansını. Çoğu kişinin ilk kullanmada beğenemeyeceği koku profiline sahip olduğunu sanıyorum Essence’in. Onun içindir ki biraz zaman tanımalısınız ona. Her gün karşımıza çıkan sıradan ve popüler bir turunçgili yok Essence’in. Bu anlamda denemeden almanın iyi fikir olmadığını söyleyebilirim.

EDT formundaki Essence’in etrafa yayılımı ilk patlama dışında çok güçlü değil. Kalıcılığı gayet iyi. Dinamik ve inatçı yapıya sahip. Kokusunu ilkbahar-sonbahar dönemine yakıştırıyorum her nedense.

Koku Güzelliği:10/7

24 Eylül 2017 Pazar

Cartier – Baiser Vole (2011)

Cartier’in 2003 çıkışlı ünlü parfümü Le Baiser Du Dragon’un devamı olarak mı çıkarıldı yoksa müstakil bir eser olarak mı tasarlandı bilemiyorum Baiser Vole. Gerçi Baiser Vole’nin 2011 yılında çıkışından sonra çabucak devam parfümlerinin piyasaya sürülmesi, onun bağımsız bir parfüm olarak düşünüldüğünü gösteriyor. 2017 yılının Eylül ayı itibariyle yedi parfümlük bir koleksiyona dönüşmüş durumda.

Kendi sitelerindeki açıklamalarında zambağın vurgulandığını görüyoruz. Tabii kadın parfümü olması dolayısıyla dişiliği öne çıkarıyor resmi tanıtım. Zor bulunan ve şık kokan bir çiçek olan zambağın tutkulu hikayesinin Baiser Vole aracılığıyla anlatıldığı söyleniyor. Çiçeksi, ferah ve pudralı yönünden de bahsedilmiş.

Baiser Vole’nin açılışı belli belirsiz turunçgillerle gerçekleşiyor. Silik sayılabilecek turunçgillere sabunsu çiçekler eşlik etmeye başlıyor. Resmi tanıtımdaki zambak kokusu, orta kısımdan itibaren iyice kendisini hissettiriyor. Buradaki zambak, gayet yumuşak, yeşil, taze, kremsi, leziz ve sevmesi kolay. Hatta diyebilirim ki abartılı şekilde kadınsı bile değil zambak. Kapanışta yeşil kremsi zambak küçük değişim gösteriyor. Yeşil ve taze geri çekilirken, vanilyamsı kremsilik daha da artıyor ve neredeyse tropikal vanilyaya dönüşüyor alt notalar. Son bölümde yumuşak misk de mevcut.

Baiser Vole, pudralı ve kremsi beyaz çiçek parfümü bana göre. Buradaki kremsilik vanilya merkezli gibi. Gayet temiz, duru, barışçıl ve sakin bir çiçeksi yapı var Baiser Vole’de. Masum, taze ve ferah koku, ne burun tırmalayan cinste çiçeksi ne de kafası karışık bir oryantal. Giymesi kolay bir arkadaş.

Baiser Vole’yi ilk kullandığım andan itibaren epey sevdim ve benimsedim. Kremsi vanilya sevgimin köklerine dokunuyor bir şekilde. Feminenliğin abartılmaması gayet iyi bir seçim. O, 2011 yılında çıkış yaptığını vurgulayacak kadar modern ve tatlı kokuyor. Keşke tatlılığı biraz az olsaymış. Yine de yakışmış Baiser Vole’ye.

Sonuç olarak çok hoş, kibar kokuyor. Derin, katmanlı ve detaylı değil. Hatta düz çizgide ilerlediğini ve bize sürpriz yapamadığını söyleyebilirim ama bu tarz bir eserden derinlik değil, güzel ve temiz kokması beklenir ki Baiser Vole bunu başarıyor. Yapaylık ve burnu zorlayan uyumsuzluk yok gibi. Cartier’in kalitesi yine kendisini gösteriyor.

Benim kullandığım EDP olanıydı. Performansı harikalar yaratamıyor. Kalıcılığı iyi ama fark edilirliği yüksek değil. İlkbahar-yaz mevsimi için uygun görünüyor. Günlük kullanıma rahatlıkla uyum sağlayacaktır. Yaş sınırlaması olmadan her kadın kullanabilir. Kokusunun tasarımını ünlü parfümör Mathilde Laurent yapmış.

Not: Bu parfümü bana ulaştıran www.decantshop.com sitesine teşekkür ederim.

Koku Güzelliği:10/7