tozlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tozlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2019 Cuma

Profumi del Forte – Versilia Vintage Boise (2009)

İtalyan niş parfümevi Profumi del Forte’nin 2009 yılında piyasaya sürdüğü Versilia Vintage isimli iki kokudan Ambra Mediterranea’yı kullanmıştım ve şimdi serinin ikinci parfümü Boise ile birlikteyim. Dünyada yavaş yavaş tanınmaya başlayan Profumi del Forte markasının Versilia Vintage serisi iki parfümden oluşuyor ve henüz yeni eserler gelmedi.

Boise, kendi sitelerinde turunçgilli, çiçeksi, odunsu aromaların uyumu olarak nitelendirilmiş. Parfümün karakteri, çam ormanı hayranlığının yeniden yorumlanması şeklinde tanıtılmış. Boise’nin açılışı ferah sayılabilecek buruk, tozlu turunçgillerle gerçekleşiyor. Üst notalarda turunçgillere reçinemsi yapı eşlik ediyor. Açıklanan notalarında bulunan elemi reçinesi muhtemelen reçinemsi turunçgil hissiyatını veriyor. Örneğine pek rastlanmayacak ilginç turunçgiller harika olmasa da farklı. Orta kısımda reçinemsi turunçgillere ferah baharatlar ekleniyor. Kakule benzeri baharatların yanında lavanta da katılıyor orta kısma. Kapanışında temiz sedir ağacı ve bir parça paçuli devreye giriyor. Alt notaları yumuşak ve hoş bir odunsu olarak hafızamda kaldı.

Profumi del Forte’nin Versilia Vintage serisi için “sonsuz kumsallar” teması kullandığını görüyoruz. Boise, ılık, ferah, sucul olmayan tozlu-tuzlu kumsal kavramına yakın gibi görünüyor. Başlangıcından sonuna kadar o ilginç tatlı-tozlu-tuzlu yapı, Boise de etkili oluyor. Yeni nesil ferah parfümlerdeki bol şekerli baharatlı ve turunçgilli yaz parfümlerine benzemiyor Boise. Hafiften çiçeksi (asla kadınsı değil), reçinemsi, tatlılığın kontrollü verildiği bir parfüme benziyor.

Boise, aromatik, balsamsı, odunsu bir turunçgil parfümüne benziyor. Bu parfümü kullanırken aklıma bir diğer Profumi del Forte eseri Tirrenico geldi. İki parfüm de ılık havalarda kullanmaya uygun denebilir. Tirrenico’nun o sıradışı ve zor sevilebilecek yapısı ile Boise tabii ki kokusal anlamda büyük benzerlik göstermiyor. Fakat bu iki ilkbahar-yaz parfümünü bir türlü kendinize yakın bulamıyorsunuz, içine giremiyorsunuz. Evet, kokusal ve kavramsal olarak farklı çalışmalar Boise ve Tirrenico ama sevilesi ve sizi üzerinizde taşıdığınızda mutlu edecek eserler değil.

Boise, muhakkak ki kaliteli, yapaylık barındırmıyor, temiz ve şık ama koku güzelliği anlamında bana uymadığını söyleyebilirim. Tanımlaması zor tarzını ılık havalara daha çok yakıştırıyorum. Uniseks olarak tanıtılmış ki bence de gayet yerinde bu durum. Günlük kullanıma uyabilecek Boise, yaş aralığı olmadan herkesin kullanmasına uygun diyebilirim. Denemeden almanın iyi fikir olmadığını söylemeden edemeyeceğim.

Koku Güzelliği:10/6

30 Temmuz 2017 Pazar

Parfum d’Empire – Corsica Furiosa (2014)

Korsika’da sıkça rastlanan ve yaprağını dökmeyen çalı olarak bilinen sakız ağacının yeşil kokusu etrafına inşa edilmiş parfümle karşı karşıyayız. Başlangıcındaki yeşil koku dahil, parfümün her katmanında Akdeniz dağ makisinin esintisi algılanıyor.

Furioso’nun bir müzik terimi olduğu ve anlamının “tutku ve hızla söylemek” olduğunu tabii ki bilmiyordum. Parfum d`Empire’nin kurucusu Marc-Antoine Corticchiato’nun, Furioso terimini parfümünde kullanmasını “Korsika’nın dinlendirici ve sakin bir yer olmadığını” bilmesine bağlayabiliriz. İşin ilginciyse bay Corticchiato’nun ailesinin Korsika’lı oluşu. Yani Corsica Furiosa parfümü, bir anlamda parfümörün memleketinden ilhamını almış. Parfümün tasarım aşamasında Corticchiato’nun Korsika ile ilgili anılarının devreye girmemesi düşünülemezdi. Akdeniz’in hemen kenarındaki güneşli yamaçlarda büyümüş çalılar, sakız ağacının etrafa yayılan keskin ve yeşil kokusu…

Parfum d`Empire’nin işlerini genellikle severim ve tarzını kendime yakın bulurum. Çoğu zaman kullandığım parfümleri hayal kırıklığı yaratmaz. Corsica Furiosa, markanın ferah sayılabilecek yazlık kokularından birisi. Parfümün resmi tanıtımında gayet ilginç noktalardan bahsedilmiş. Mesela, eau-de-vie, nepita, yeşil domates yaprağı…

Eau de Vie’nin meyvelerin fermantasyon’unun ardından çift damıtma yoluyla elde edilen berrak ve renksiz yüksek alkollü brendi türü içeceklerin genel adı olduğunu wikipedia’dan öğreniyoruz (sahi wikipedia hala kapalı, akıl alır gibi değil!). Nepita’yı ise bay Corticchiato “yabani nanenin yerel türü” olarak açıklıyor. Yeşil domates yaprağından bahsetmeme gerek yok sanırım.

Kendi sitelerindeki Corsica Furiosa tanıtımında bu ilginç öğelere sakız ağacını da ekleyen Corticchiato’nun 2014 çıkışlı eseri daha da ilgimi çekiyor. Parfümün açılışı tozlu turunçgillerle gerçekleşiyor. Eski-tozlu-tuzlu bergamot ve misket limonuyla yapılan açılışı seviyorum. Olgun ve farklı üst notaların kalitesine hayran kalırken orta bölüme geçiliyor. Tuzlu-buruk turunçgiller hala etkisini sürdürüyor orta bölümde. Bir parça köksü vetiver ve bahsedilen sakız ağacı devreye giriyor. Yeşil ve aromatik yapı orta bölümde devam ediyor fakat sakız ağacından mı yoksa yeşil domates yaprağından mı geliyor bilemiyorum ama geri planda itici-yapay-plastiğimsi yapıştırıcı benzeri bir koku peydah oluyor. Son bölümde aromatik ağaçlara eşlik eden dumansı vetiver ve azıcık da olsa deri farklı ve kaliteli.

Corsica Furiosa, bir yönüyle tanıdıkken diğer yönüyle bambaşka bir deneme. Tanıdık kısmı, yeşil-tozlu-tuzlu-aromatik ferah bölüm. Farklı yönüyse lateks-uhu gibi kokan plastiğimsi bölüm. Daha önce sakız ağacı koklamadığım için oradan gelip gelmediğini bilmiyorum ama bahsedilen yeşil domates yaprağı temasının o garip kokuyu vereceğini sanmıyorum. Bir tarafım seviyor diğer tarafım başımı ağrıttığını söylüyor.

Şunu söyleyeyim ki bence çoğu yorumcunun iddia ettiği gibi ne domates gibi kokuyor ne de domates yaprağı gibi. Corsica Furiosa, aromatik Akdeniz otlarının hakim olduğu, köksü, ıslak, tuzlu ve tozlu bir eser. Parfümün ana yapısı ferah, temiz yeşillikler üzerine şekillenmiş. Bu yeşillikler tatlı olmayan buruk turunçgillerle dengelenmiş. Vetiver, geri plana saklanmış, misk ise bu tür parfümlerin vazgeçilmezi olarak yerini almış. Denemeden almanızı tavsiye edemeyeceğim ilginç bir yazlık.

Evet biliyorum belki yanılacağım ama M. Micallef’in Aventus benzeri kokusu Royal Vintage’e hafiften benzetiyorum Corsica Furiosa’yı. Hatta Aventus’un orta ve son kısmında karşımıza çıkan o garip plastiğimsi deri-ağaçsılığı da andırıyor Corsica Furiosa.

EDP formunda. Kalıcılığı normal, fark edilirliği yüksek değil. Erkek kullanımına yakın duruyor. Genç arkadaşlardan ziyade 25 yaş üzeri erkeklere önerebilirim. İlkbahar-yaz için uygun. Kokusunun tasarımını, markanın kurucusu Marc-Antoine Corticchiato yapmış.

Fotoğraf parfumo.net sitesinden alınmıştır.

Son bir not ileteyim. 2015 yılında FIFI tarafından en iyi niş parfüm ödülüne layık görülmüş Corsica Furiosa.

Koku Güzelliği:10/7

12 Mayıs 2016 Perşembe

Jean Paul Gaultier - Classique (1993)

Sevecen, anlayışlı ve egzotik bir büyükanne düşünün. Tonton ve hoşgörülü büyükannenin evine küçük çaplı da olsa yaramazlık yapan bir torun yakışmaz mı? Evdeki odaları keşfe çıkan ve büyükannesinin çekmecelerini karıştıran küçük torunun ilginç sorularına, kim bilir büyükanne nasıl bir tatlılıkla cevaplar vermişti.

Bu Fransız ailenin haşarı ve geleceği parlak çocuğu Jean Paul, büyükannesinin evine gittiğinde, onun odadaki korselerinden birisi görmüş ve şu soruyu sormuştu: “Şuradaki enstrüman da ne?” Büyükannesinin “o bir korse” cevabı, küçük Jean Paul’u ne kadar tatmin etmişti bilinmez ama bu çocukluk anıları, bir parfümün doğuşuna ilham verecekti.

Jean Paul Gaultier’in kült erkek parfümü Le Male’den bir yıl önce 1993 yılında piyasaya sürdüğü Classique, aynı erkek kardeşi Le Male gibi önemli klasikler arasındaki yerini alacaktı. Zaten iki parfümün benzer şişe tasarımına sahip olması ve bir yıl arayla piyasaya sürülmesi, bu iki parfümün kader birlikteliği yaptığını da bana düşündürtüyor. İşte ilhamını Jean Paul Gaultier’in büyükannesinden alan ve hatta şişesinin de büyükannesinin bedeninden esinlendiği iddia edilen Classique, nihayet Parfüm Merakı’nda yerini alıyor.

Kendi sitelerinde üç nota merkeze alınmış: Portakal çiçeği, zencefil ve vanilya. Parfümün başlangıcı pudra patlamasıyla gerçekleşiyor. Eski ve tozlu pudraya, kadınsı çiçekler eşlik ediyor. Başlangıcı benim için fazlaca pudralı. Orta kısımda pudra etkisi azalırken, eski-tozlu yapı devam ediyor. Çiçekler biraz geri çekilirken, baharatlar ve tatlı meyveler devreye giriyor. Orta notalarda kadınsı yapı biraz azalıyor daha doğrusu dişil taraf törpüleniyor. Başlangıcından daha fazla ilgimi çekti orta bölüm. Son kısımda tartışmasız bir vanilya hakimiyeti söz konusu. Buradaki vanilya eski-tozlu ve biraz pudralı. Azıcık da amber destekliyor kapanışı. Mumsu kullanılmış vanilya tam istediğim gibi olmasa da kötü değil.

yeni kam

Classique, ilk sıkıldığı andan itibaren etrafa kadınsı sinyaller yayıyor. Pudranın çokça verilmiş olması, onu rahatlıkla feminen tarafa doğru çekiyor. Baştan sona kadar bitmeyen tatlılık, zaman zaman bıktırıcı olabiliyor. Evet, o fazlasıyla tatlı kokuyor. Çiçekler, baharatlar, vanilya, pudra ve misk bulunan kompozisyon yeterince iddialı ve zengin. Sanırım onun anlatmak için anahtar kelime iddialı olmalı.

Bir tarafıyla piyasadaki birçok kadınsı parfüme benziyor Classique. Tabii bunda onu taklit eden rakiplerinin de suçu var şüphesiz. E az değil, yirmi üç yaşında bir parfümden bahsediyoruz. 1990’lı yılların başlarındaki koku eğilimlerine göre şekillendirilmiş bir parfümün 2016 yılına çok hitap etmemesi anlaşılabilir bir durum. Bana göre, biraz fazla eski, tozlu, kadınsı ve pudralı kokuyor. Ama Retro meraklıları ona muhakkak şans vermeli, çünkü o önemli bir klasik. İster beğenin, ister beğenmeyin.

Epey kullandım Classique’i. Havaların serin sayıldığı bu geç bahar dönemine uyum sağladığını söyleyebilirim. Fakat onun gösterişli ve detaylı yapısı, günlük kullanım için fazla olacak gibi görünüyor. Daha akşam gezmesi parfümünü andırıyor Classique. Unutmadan söyleyeyim ki o tam bir soğuk hava parfümü. Sıcak yaz mevsiminde fazlasıyla ağır ve bunaltıcı olabilir.

Sonuç olarak çok sevdiğim söylenemez Classique’i. Daha doğrusu kendi için kullanılabilir ya da konforlu bulmadım. Ama yaşı kırkın üzerindeki kadınların, doğru yerde ve zamanda kullanmasıyla efsaneye dönüşeceğine eminim. Sanırım problemi buldum. Doğru yerde ve zamanda karşılaşamadık Classique ile. Bir sonraki buluşmamızın daha iyi geçeceğine eminim.

Benim kullandığım EDP olanıydı. Bir de EDT versiyonu varmış ki deneme fırsatım olmadı. Classique’in tasarımını ünlü burunlardan Jacques Cavallier yapmış. Kimilerinin ya aşık ol ya da nefret et tarzında olduğunu söylemesine aldırış etmeden önce deneyin ve alım kararını öyle verin derim. Kokusu genele hitap etmeyebilir.

reklam classic

Kalıcılığı gayet iyi. Hem kıyafette hem de tende bir sonraki güne kadar dayanıyor. Fark edilirliği ilk bir saat yüksek. Hatta ilk sıkıldığında biraz saldırgan ama ilerleyen saatlerde sakinleşiyor. Üst yaş guruplarını hedeflediği söylenebilir.

Not: Bu parfümü bana ulaştıran www.decantshop.com sitesine teşekkür ederim.

Koku Güzelliği:10/6

3 Nisan 2016 Pazar

Profumum Roma – Aquae Nobilis (2009)

Aquae Nobilis, Latinceden Türkçeye çevrildiğinde “Asil Su” olarak karşımıza çıkıyor. Tabii artık kullanılmayan bir dilden gelen ismi, ilk başta anlaşılamayabilir. İtalya merkezli niş parfümevi Profumum Roma’nın, Latin kültürüne ve diline gönderme yapmasıysa sürpriz olmamalı. Zaten Avrupa kültürünün kökeninin Latinlere dayandırılması, şüphesiz günümüz İtalya’sı için haklı bir övünç kaynağıdır. Profumum Roma’nın sahipleri de muhtemelen bu haklı gururu yaşıyorlar.

İsmi epey geçen bir marka Profumum Roma fakat sadece tek parfümlerini denemek kısmet olmuştu, o da Santalum’du. Oldukça sevdiğim bir sandal ağacı yorumuydu Santalum. Nihayet ikinci Profumum Roma deneyimine sıra geldi. Şimdiki şanslı, pek popüler olmayı başaramasa da Aquae Nobilis.

Kendi sitelerinde “asalet” vurgusu öne çıkıyor. Açıklanan iki nota ise hemen ilgimi çekiyor: Meşe yosunu ve absent. Parfümün başlangıcı kuru ve tozlu gerçekleşiyor. Üst notalardaki tozluluğun sebebi vetiver veya aromatik kuru otlar olabilir. Açılıştaki yeşil hissiyat oldukça güçlü. Kimilerinin çimensilikle ifade etmesi mantıklı. Orta kısma doğru tozlu ve buruk üst notalar geride kalıyor. Tatlılık az da olsa artıyor. Bu andan itibaren sabunsuluk sınırındaki temiz vetiver ortaya çıkıveriyor. Yeşil hissiyat hala eşlik ediyor vetivere. Son bölümde büyük değişim yok. Gerilerde az da olsa tütsü algılıyorum. Bir parça ağaçsılık da mevcut. Orta bölümle paralel ilerliyor sonları.

Aquae Nobilis, ferah, temiz, başlangıcı dışında pürüzsüz ve yumuşak bir vetiver parfümüne benziyor. Orta bölümden itibaren biraz Grey Vetiver’i çağrıştırıyor. Tabii aklım hep meşe yosunu ve absentte. Acaba bu notalar ne kadar etkili diye inceliyorum ama başarılı olamıyorum. Çünkü meşe yosununa rastlamadım denemelerimde. Çok isterdim ama ne yazık ki yoktu. Bir diğer element absentti. Genellikle keskin içki temalı parfümlerde gördüğümüz absent notası bence var ama oldukça sınırlı. Aquae Nobilis, hiç bir zaman içki temasına sahip değil.

tek sis

İsmindeki su, bana hep ferah ya da sucul bir arkadaşla karşılaşacağımı düşündürttü. Kullanım döneminde pek de akuatik temayla karşılaşmadım. O daha çok, yumuşak, sakin, sabunsu yeşil vetiverdi. Tabii yüksek kaliteli. Onu boynumda ya da kıyafetimde her hissedişimde tatlılarda kullanılan damla sakızına benzettim. Hatta garip şekilde onun kremsi ve bazen sütsü de koktuğunu düşünüyorum. Her ne kadar çok ferah olmasa da, ılık ilkbahar dönemine uygun bence kokusu. Soğuk mevsimleri seveceğini sanmıyorum Aquae Nobilis’in.

Sonuç olarak, farklı başlangıcı ve sonrasında barışçıl yapıya bürünmesiyle, örneğine sık rastlanacak bir parfüme benzemiyor. Hem kadınlar hem de erkekler için pazarlansa da, bir parça erkek kullanımına yakın sanki. Yüksek kalitesi ise takdire şayan. Hoş parfüm ama pek bana göre değil son tahlilde. Yine de yüksek fiyat etiketini göze alırsanız, muhakkak deneyin derim. Bu tür kokuları seviyorsanız sizi güzel bir sürpriz bekliyor olabilir.

Basit, sade, naif, çok katmanlı olmayan tarzına kimileri minimal demiş, haksız sayılmazlar. Konsantrasyonu yüksek bir EDP olduğu söylenebilir. Kalıcılığı gayet iyi fakat fark edilirliği konusunda sınıfta kalıyor. Günlük kullanıma uyabilecek yapısı memnun ediyor.

Koku Güzelliği:10/7