25 Temmuz 2026 Cumartesi

Jean Paul Gaultier - Le Beau Paradise Garden: Tropikal Adadaki Otelin Lüks Sabunu

Hindistan cevizi kokusunu sevmemin sebebi muhtemelen çocukluğuma kadar uzanıyor. Annemin sık sık yaptığı kakaolu pudinglerin üstüne döktüğü bolca hindistan cevizine, bende karşı konulmaz sempati yaratmış gibi görünüyor. Tropikal bir meyve olan, Türkiye şartlarında yetişmeyen ve pek tüketilmeyen meyveye karşı böylesine merakımın olmasının başka açıklaması olamaz.

Hindistan cevizi parfüm endüstrisinde son yıllarda sevilen ve kullanılan bir içerik olmaya başladı. Parfüm üreticileri geçmişte pek ciddiye almadıkları bu meyveyi merkeze alan birçok parfüm piyasaya sürmeye başladılar. Meyvenin sıcak ve genellikle tropikal iklimde yetişmesine binaen merkezinde hindistan cevizi teması olan parfümler genellikle ferah ve yaz mevsimine uygun olarak formüle ediliyor.

2020’li yılların başlarında Jean Paul Gaultier parfüm birimi arka arkaya hindistan cevizini merkeze alan ferah tropikal kokular üretiyor. Bu furyanın başlangıcı Le Beau isimli erkek parfümüyle gerçekleşti. Oldukça beğenilen ilk Le Beau’dan kısa süre sonra aynı isimli devam parfümleri raflardaki yerini aldı. Le Beau serisinin en ilgi çeken parfümü şüphesiz Paradise Garden oldu.

Hindistan cevizi kokusu sever olarak tabii ki Le Beau Paradise Garden ilk günden itibaren ilgimi çekmeyi başardı ve kendisiyle tanışmak istedim. Jean Paul Gaultier’in internet sitesinde Paradise Garden hakkında şunlar yazılmış: «Bu parfüm sizi güneşli bir cennete koku yolculuğuna çıkarır. Hindistan cevizinin tuzlu aroması, tonka fasulyesinin sıcaklığıyla birleşerek tropikal imza oluştururken, zencefil ve nane ise buruk his katıyor. Bu koku, yaprakların hafif hışırtısı arasında, parlak güneş ışığı altında çiçeklerin açtığı baştan çıkarıcı bir bahçe yaratıyor.»

Paradise Garden’in başlangıcı şekerli, canlı, neşeli meyvemsilikle gerçekleşiyor. Burada hindistan cevizinden ziyade lezzetli tatlı meyvelerden bahsedebilirim. Birkaç dakika sonra şekerli meyvelere yeşil sucul tema ekleniyor ve parfüm akuatik tarafa doğru yöneliyor. İlerleyen dakikalarda tatlılığı azalan ve sabunlu yeşil deniz kenarı gibi davranan Paradise Garden’in orta kısmında ferah zencefil de algılıyorum. Orta bölümden itibaren hindistan cevizi alanına doğru geçiliyor. Sonlara doğru pek değişim yaşanmadan ulaşılıyor. Kapanışta biraz sandal ağacı ve yine sabunlu, tuzlu denizi andıran yapı etkin diyebilirim.

Karşımızda yakın zamanda kullandığım Le Beau Le Parfum’u andıran ama ondan daha ferah, meyveli ve taze bir eser var. Le Beau Le Parfum ve Paradise Garden’de lüks otel havuzu suyu kokusuna benzettiğim hissiyat paylaşılmış. Paradise Garden daha canlı, tuzlu, meyveli ve giymesi daha kolay diyebilirim. Açıkçası hayalimde o mükemmel hindistan cevizi baskın kokuya rastladığımı söyleyemem ama yine yaz sıcakları ve deniz kenarı kullanımı için çok iyi bir parfüm Paradise Garden.

Ben daha hindistan cevizi suyu kokusu beklerken karşıma sabunlu-tuzlu-akuatik bir arkadaş çıktı. Jean Paul Gaultier parfümü büyük kitlelere satmak için böyle bir tercihte bulunmuş ki ekonomik anlamda kendilerince kesinlikle haklılar. Amaçlarına ulaşmış görünüyorlar fakat saf bir hindistan cevizi suyu kokusu ya da güneş kremleri gibi kokacağını umut ediyorsanız durum pek öyle değil. Kalite anlamında hafiften yapaylık sınırında gezse de çok rahatsız etmiyor.

Paradise Garden’in kokusunu son yılların adından çok söz ettiren parfümörü Quentin Bisch tasarlamış. Eau de Parfum formunda. Kalıcılığı ferah yaz parfümü için yeterli olsa da etrafa yayılımı yüksek sayılmaz.

Koku Güzelliği: 5/4

12 Temmuz 2026 Pazar

Issey Miyake - Le Sel d’Issey: Tuzlu Deniz Yosunu

Hem kıyafet hem de parfüm tasarımlarında Japon minimalizmini temel alan Issey Miyake’nin 2022 yılındaki ölümü şüphesiz ki moda sektörü için büyük kayıptı. Japonların dünya moda sektöründeki gururlarından Issey Miyake arkasında büyük bir marka ve onlarca parfümden oluşan koleksiyon bıraktı.

2024 yılında İssey Miyake’nin parfüm biriminin Le Sel d’Issey isimli erkek parfümünü piyasaya sürdüğünü gördük. İlk çıktığında pek ses getirmeyen Le Sel d’Issey zamanla kullanıcılarından oldukça iyi yorumlar almaya başladı. Issey Miyake’nin internet sitesinde Le Sel d’Issey için şu ifadeler kullanılmış:

«Deniz ve odunsu notalar buluşuyor. Elementlerin zıtlığı okyanus ile dünya arasında doğan canlandırıcı bir koku olan Le Sel d'Issey'i doğurur. Bu parfüm yaşamın tuzuna saygı duruşudur.

İyotun tazeliği, parıltılı tuzlu notalar ile baharatlı, odunsu notalar arasındaki etkileşimi anlatan zıt bir koku keşfedin. Sıcak ve taze notaların canlı birleşimiyle sizi enerjik hissettirecek modern, erkeksi kokuyla duyularınızı uyandırın. Deniz ile kara arasındaki canlı etkileşimi teninizde, hayatla birlikte parlayan bir koku içinde hissedin.»

Le Sel d’Issey’in açılışı tuzlu deniz yosunu benzeri kokuyla gerçekleşiyor. İlk saniyeler bizi Ege veya Akdeniz sahil kasabalarında gezerken denizden esen melteminin kokusuyla karşılıyor adeta. İlerleyen dakikalarda bu tuzlu minerali andıran aromaya zencefil ve geri planda menekşe de ekleniyor. Sonlarda genel yapı değişmeden ilerliyor. Odunsuları andıran taze kapanışla tene veda ediyor.

Le Sel d’Issey için Issey Miyake’nin internet sitesinde şu notalar öne çıkarılmış: Doğal deniz yosunu, meşe yosunu, zencefil, sedir ağacı ve kum vetiveri. Parfümün genelinin gerçekten de denizden kopup gelmiş ve sahilde güneşin altında kalıp kurumuş deniz yosunu gibi koktuğunu söyleyebilirim. Bu anlamda deniz teması tabii ki yaz mevsimini çağrıştırıyor ve sıcak havalarda kullanmanın iyi sonuçlar verebileceğini düşündürtüyor. Düz çizgide ilerliyor ve kokusal anlamda çok değişim göstermiyor. Basit ve hafiften calone kullanımını andıran yapaylık hissediyorum. Büyük resimde bu tür deniz temalı parfümleri seviyorum ve Le Sel d’Issey’i kötülemek için sebep bulamıyorum. Onun kokusu bana çocukken ailece gittiğimiz Datça tatillerini ve sahil kenarında denizden çıktıktan sonra üzerimden gelen tuzlu aromayı çağrıştırıyor.

Kokusu Bulgari Aqua Pour Homme’ye benziyor fakat ondan daha doğal ve gerçekçi. Eğer hoş ve basit deniz kokusu arıyorsanız Le Sel d’Issey’i muhtemelen beğeneceksiniz. Kokusunu son yılların en gözde parfümörü Quentin Bisch tasarlamış. Kullandığım ilk çıkan EDT versiyonuydu. Sonradan EDP ve Parfum versiyonları da piyasaya sürülmüş durumda. Kalıcılığı fena değil, etrafa yayılımı yüksek sayılmaz. İlk yarım saat iyi yayılıyor hatta kokusunu alan kadın-erkek herkes çok beğendi kokusunu ve ismini bile sordular. Genel beğenisi yüksek diyebilirim.

Koku Güzelliği:5/3