27 Nisan 2026 Pazartesi

Marc-Antoine Barrois - Ganymade: Modernitenin Deri Yorumu

«Quentin Bisch, Ganymade’i parfüm dünyasında devrim olarak niteler ve yeni bir koku kartografisine sahiptir. Jüpiter’in uydusundan ilham alan Ganymade, kasıtlı olarak minimalist ve çağdaş tasarlanmıştır. Modernlik ile zamansızlık arasında köprü olan koku yolculuğunu somutlaştırır.»

Marc-Antoine Barrois’in internet sitesinde Ganymade’in tanıtımı için yukarıdaki ifadelerin kullanılması şaşırtıcı değil çünkü Aventus ve Baccarat Rouge 540’ın ardından bu kadar büyük ses getiren başka niş parfüm var mı emin değilim. Ganymade, piyasaya çıktıktan kısa süre içinde son yılların en tartışılan, konuşulan ve popüler parfümlerinden birisi haline gelmekte zorlanmadı.

Her zamanki gibi Youtuber’lar ve İnstagram etkileyicileri (influencer) işlerini iyi yaptı ve Ganymade’i fenomen haline getirdi. Bizim gibi uzun yıllardır parfümlerin tozunu yutmuş blog yazarları bile Ganymade’i merak eder haline geldi.

Ganymade’in böylesine ilgi görmesinin sebebi şüphesiz ilk olarak parfümün tasarımcısı Quentin Bisch’in meyve (mandalina), çiçek (menekşe) ve deri (süet) üzerine temellendirdiği ana kokusal yapı denebilir. Basit ama modern pudramsı tatlı uniseks çatı, detaylarda herkesin sevebileceği neredeyse ana akım hoşluğunda ama kalite anlamında gayet iyi yerde duran oldukça başarılı Ganymade’in bu kadar sevilmesine yol açmış gibi görünüyor.

İkinci olarak ise parfümün isminin Jüpiter’in uydusundan ilham alması ve Youtube/İnstagram tayfasının onun kokusunu bir ölçüde abartıp/çarpıtıp reklamını yapması desem yanlış olmaz. Bu parfümü kullanmadan önce okuduğum yorumların uçukluğu bir yana kokusunu uzaya benzeten arkadaşlara bile rastlıyoruz ki bu arkadaşlarımızın uzayın nasıl koktuğunu nereden bildiklerini oldukça merak etmekteyiz.

Ganymade aslına bakılırsa başlangıçta ferah olmayan mandalina ve tatlı meyvemsi hissiyatla başlıyor. Orta kısımda tatlılık devam ediyor. Burada biraz pudramsı menekşe, leziz baharatlar ve süet dikkat çekiyor. Sonlarda derimsi hissiyata misk ve odunsular eşlik ediyor.

Kaliteli yeni süet ayakkabının üzerine bir parça pudralı menekşe yağı, baharat ve narenciye suyu döktüğünüzü düşünün. İşte Ganymade hemen hemen böyle davranıyor ama büyük resimde o safkan deri parfümü.

İyi kurgulanmış deri parfümlerini severim ve buradaki kompozisyonu da gayet başarılı buldum. Çoğu niş parfümün insanı bıktıran sanatsal-saçma kokularına kaymamış ve deneyen çoğu kişinin sevebileceği hoş, basit ve neredeyse benzersiz tarzıyla severek kullandığımı söyleyebilirim. Yine de çok yüksek fiyatına istinaden denemeden büyük boy şişesini almanızı tavsiye edemem.

Kokusal anlamda Etat Libre d’Orange’nin Putain des Palaces’ine hafiften benzettim. Kalıcılığı gayet iyi, etrafa yayılımı ilk patlama dışında çok yüksek değil. Yine de gün içinde ara ara kendisini hissettirmesi sizi mutlu etmeye yetiyor. Hem erkekler hem de kadınlar kullanabilir ama pudramsı yapısı nedeniyle çok erkeksi koku formu yok.

 Kullanım dönemi olarak tabii ki serin-soğuk havaları tercih etmelisiniz. Soğuk günlerde daha ilginç kokarken, sıcak günlerde pudralı tarafının öne çıkıp bıktırıcı hale geldiğini düşünüyorum. Benim kullandığım ilk çıkan Eau de Parfum versiyonuydu. Sonrasında Extrait versiyonu da çıkmış durumda. Meraklıları Extrait versiyonunu da deneyebilir.

Koku Güzelliği: 5/4

10 Nisan 2026 Cuma

Carolina Herrera - 212 Sexy Men: Amber ve Vanilyanın Dansı

1999 yılında Carolina Herrera’nın metalik gri silindir formundaki şişesiyle dünyaya gelen erkek parfümü 212 Men’in büyük başarısının ardından tabii ki bu seriye yeni üyeler katıldı. Takvim 2006 yılını gösterdiğinde yine aynı şişe formuna sahip bu sefer kahverengi şişesiyle 212 Sexy Men parfümler dünyasına katıldı.

Carolina Herrera’nın internet sitesinde 212 Sexy Men baharatlı-amberli olarak sınıflandırılmış. Kokusunun cazibeli ve tensel olduğundan bahsedilmiş. Ayrıca gece kullanımına uygun olacağı vurgulanmış.

212 Sexy Men’in ilk dakikaları tatlı, yumuşak ve gizemli vanilya ile gerçekleşiyor. Hoş ve şık vanilyaya orta kısımda kakule ekleniyor. Sonlarda büyük değişim olmadan amberli yapı tenden ayrılana kadar size eşlik ediyor.

Karşımızda baştan sona kadar pek değişim göstermeden ilerleyen cazibeli bir vanilya parfümü var. Kimi kullanıcıların 212 Sexy Men’i kız arkadaşla buluşma/randevu parfümü olduğunu belirtmeleri gayet anlaşılabilir. Koklayan çoğu kişinin beğenebileceği genele hitap eden tarzıyla kadınların ilgisini çekeceği konusunda haklılar.

Sanatsal kokmuyor, katmanlı değil ve sizi şaşırtmıyor. Bu haliyle tam bir görev adamı gibi. Basit, büyük kitlelerin ilgisini çekebilecek gibi temiz, pürüzsüz ve yapaylık barındırmayan tarzıyla bu türün başarılı örneklerinden diyebilirim.

Her güzelin kusurları olması konusu ne yazık ki doğru gibi görünüyor. Kalıcılığı kumaş üzerinde idare etse de etrafa yayılımı yüksek değil. Onu sıktıktan kısa süre sonra ortalarda pek görünmüyor. Bu anlamda kullandığı parfümü herkesin algılamasını isteyen arkadaşlara uygun olmayabilir.

Kokusal anlamda Le Male ve Armani Code’un karışımına benzeyen 212 Sexy Men’i Alberto Morillas ve Rosendo Mateo birlikte tasarlamış. Sonbahar-kış mevsimlerinde kullanmak iyi fikir. Eau de Toilette formunda üretiliyor.

Koku Güzelliği:5/3

29 Mart 2026 Pazar

Ralph Lauren - Polo: Erkeksi Yeşil Temanın Başarısı

Her şey bir kravatla başladı… Ralph Lauren, Polo adı altında kravat koleksiyonu piyasaya sürer. Empire State binasında küçük bir ofiste ve Eski Hollywood’un ihtişamından ilham alarak, o dönemin (1960-1970’li yıllar) trendlerine karşı çıkar. Her biri en yüksek kaliteli kumaşlardan el yapımı geniş kravatlardan oluşan koleksiyon sunar ve Ralph Lauren markasının temeli atılır.

1967 yılında kurulan Ralph Lauren markası ilk parfümlerini 1978 yılında piyasaya sürdü. İlk erkek parfümün ismi Polo olarak belirlenmişti ve yeşil şişesiyle kısa sürede erkek koku klasikleri arasına girdi. Polo, yeşil, çamsı, erkeksi parfümleri sevme sebeplerimden birisiydi.

Tabii ki yıllar geçti ve Polo da diğer parfümlerin kaderini yaşadı. Hem yeni rakipleriyle ve modern koku trendleriyle rekabette geri kaldı hem de reformülasyonlar geçirerek ilk formunu kaybetti. Yine de 1970’li yılların kokusal trendini göstermesi açısından Polo önemli örnek olarak gösterilebilir.

2020 ve sonrasındaki yılların birbirinin neredeyse aynı erkek parfümlerinin aksine Polo, yeşil çam ağacı, aromatik şifalı otlar ve paçuliyle bize bambaşka evrenin kapısını açıyor. Parfümün açılışında tatlı olmayan doğal bergamot aromasına kekik ve birazda fesleğen eşlik ediyor. Ferahlatıcı sayılabilecek ilk dakikalardan sonra orta kısımda yeşil yapı çam ağacı temasıyla devam ediyor. Yeşil ormansı kokuya bir parça deri ve dumansı olmayan tütün katılıyor. Sonlarda çok başarılı paçuli kapanışa imza atıyor.

Polo özetle yoğun çam ormanında dolaşıyormuş hissi veren yüksek kaliteli, doğal, canlı, havadar ve dinlendirici bir eser diyebilirim. Yaprağını 12 ay dökmeyen yeşil iğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman temasına eklenen aromatik yeşil bitkiler ve paçuli, onu kendi dönemi için benzersiz yapıyordu. 2026 yılında kullandığım Polo neredeyse 50 yıllık bir parfüm olsa da ilginç şekilde eski veya modası geçmiş hissettirmiyor. Biraz nostaljik hava hissedilse de rahatsız etmiyor. Bu anlamda Orta yaş ve üzerindeki erkekler için hala sıkı bir alternatif olarak düşünülebilir. Polo’nun kendine has aroması herkese uymayabilir. Onun değerini gerçek parfüm gurmeleri daha iyi bilecektir. Bu sebepten almadan önce denemenizi öneririm.

Eau de Toilette formundaki Polo’yu Carlos Benaim tasarlamış. Kalıcılığı kumaş üzerinde fena değil. Etrafa yayılımı ilk dakikalarda tatmin edici, ilerleyen saatlerde normal seviyeye geliyor. Sıcak yaz mevsimi dışında serin havalarda kullanmak daha iyi sonuç verebilir.

Koku Güzelliği:5/4

18 Mart 2026 Çarşamba

Christian Dior - Dior Homme Parfum: Modern İris Çiçeğinin Manifestosu

Bu hikayenin 2005 yılında başladığını söyleyebilirim. Ünlü parfümör Olivier Polge 2005 yılında Dior markası için Dior Homme’yi tasarladığında büyük ses getirmedi denebilir. Bu parfüm erkekler içindi ve ilginç şekilde daha önce rastlanmadık derecede kadınsı sayılabilecek iris çiçeği-kakao-deri üçlüsünü bir parfümde kullanmıştı. Bu dahice fikir, yüksek malzeme kalitesiyle enfes bir parfüme dönüşmüştü.

Uzun zaman önce Dior Homme’nin o ilk çıkan versiyonunu denediğimde şaşırıp kaldığımı hatırlıyorum. Bir taraftan baş döndürücü, seksi, şık ve kaliteli kokarken diğer taraftan acaba kadın parfümü mü sıktım diye düşünmüştüm. Bilinen hiçbir erkek parfümüne benzemiyordu. Tabii ki kısa süre sonra Dior Homme Intense çıktı ve yer yerinden oynadı. Dior Homme Intense, muhtemelen Dior’un en çok satan 3 erkek parfümünden birisiydi. Yıllarca Dior Homme Intense, abisi ilk Dior Homme’yi ikinci plana attı diyebilirim.

Christian Dior parfüm biriminin son hamlesiyse Dior Homme Parfum ismiyle yeni versiyon çıkartmak oldu. Doğal olarak Dior Homme ve Intense DNA’sına benzer tasarlanan Parfum versiyonu oldukça ilgi gördü. 2025 yılında büyük ihtimalle formülasyonu yenilenen Dior Homme Parfum’u bu sefer üstat Francis Kurkdjian tasarlamış. Parfümün resmi tanıtım yazısı şöyle:

«Parfüm Kreatif Direktörü Francis Kurkdjian tarafından yeniden keşfedilen Dior Homme Parfum'ü deneyimleyin. Hem ferah hem de yoğun çift süsen notası etrafında şekillenen bir erkek parfümü. Modern erkekliğin kokusal yorumu, güç ve duyarlılık arasında bir denge.

Dior Homme Parfum bir karşılaşmanın hikayesidir: Süsenin yumuşak, tensel notaları güçlü amberimsi orman akorlarıyla buluşur. Bağımlılık yaratan, şehvetli ve zarif bir kompozisyon oluşturan aşırı dozda süsen ile çiçeğe maskülen bir dokunuşu yansıtan bir iz.

Kokunun ferah ama yoğun yapısı, yalın hatlara ve duyulara hitap eden renk gradyanına sahip yekpare bir şişede şekilleniyor.»

Dior Homme Parfum geri planda turunçgillerin destek verdiği harika iris çiçeğiyle başlıyor. Pudralı hissettiren ilk dakikalardan sonra ana yapı pek değişmeden devam ediyor. Orta kısımda bir parça gül ve deri partiye katılsa da pudralı lüks iris çiçeği etkili diyebilirim. Sonlarda vanilyalı mumları andıran yapıyla kapanış yapılıyor.

Parfümü kıyafetlerime uyguladığımda aklıma gelen ilk şey lüks ve şık oluyor. Kalite hissiyatı oldukça yüksek pudralı, kadifemsi iris ve deri-gül kombinasyonu doğal olarak hafiften kadın parfümlerini andırıyor. Kimi kullanıcılar onu erkeksi olarak nitelendirse de bence hem erkekler hem de kadınlar rahatlıkla onu kullanabilir. Genel yapısının yoğun ve koyu olduğunu düşünürsek, ferah yazlık bir eser diyemeyiz. Daha resmi ortamların, özel gecelerin, lüks otellerin ışıltılı lobilerinin ya da toplantı salonlarının kokusunu ve hissiyatını andırıyor.

2000’li yıllardan sonra modern parfüm sanatının geldiği noktayı göstermesi bakımından Dior Homme serisinin üyeleri iyi iş çıkarıyor. Hem ilk Dior Homme hem de Intense ve Parfum versiyonlar şaşırtıcı derecede cinsiyetsiz, benzersiz, sanatsal ve aynı zamanda genele hitap ediyor. Kokuları uçlarda dolaşan ve kullanması zor niş parfümlere benzemiyor ama niş parfüm kalitesini ve lüksünü size sunuyorlar. Bu bakımdan parfüm endüstrisinin bana göre parıldayan yıldızları gibiler. Onu koklayan kadınların genel olarak beğendiklerini söyleyebilirim. Dior Homme Parfum’u koklayan parfümlere meraklı bir kadın arkadaşımın «Başlangıcı erkeksi ama sonlara doğru cıvıtıyor» ifadesini ise sanırım buraya eklemem gerekiyor.

Yine de her parfümde yaptığım uyarıyı Dior Homme Parfum için yapmak istiyorum. Denemeden almanız iyi fikir olmayabilir. Tam bir soğuk hava parfümü gibi davranıyor. Kalıcılığı çok iyi, etrafa yayılımı ilk 1 saat oldukça güçlü. Bu bakımdan güçlü ve yoğun kokuları sevenler için doğru alternatif olabilir.

Koku Güzelliği: 5/5

8 Mart 2026 Pazar

Yves Saint Laurent - La Nuit de L’Homme: Kakule ve Lavantanın Harika Uyumu

«İlk versiyonu tutmayan ama devam parfümü patlayan parfümler» isimli bir liste yapsam muhtemelen Yves Saint Laurent’in L’Homme serisi en üst sıralarda rahatlıkla kendisine yer bulurdu. Evet belki de bir süre sonra bu listeyi yayınlamalıyım!

2006 yılında Yves Saint Laurent parfüm biriminin büyük umutlarla piyasaya sürdüğü L’Homme’nin pek ses getirememesinden 3 yıl sonra zekice davranıp, koku yönünü baharatlı oryantale çevirip, La Nuit de L’Homme’yi raflara çıkarttılar. Meyveli odunsu ilk L’Homme’nin elma-zencefil-vetiver temasından farklı olarak kakule-vetiver-tonka fasulyesi ortaklığına geçip, dünyanın en çok satan erkek parfümlerinden birisini elde ettiler.

La Nuit de L’Homme, ilk çıktığı 2009 yılından itibaren çok sattı ve kadın-erkek çoğu kullanıcı tarafından çok sevildi. Nasıl sevilmesin ki? Taze, canlı, neredeyse yeşil ve ferah bergamotla açılan üst notalardan sonra tatlılığın artması ve kakule-lavanta işbilriğinin etkisini arttırmasıyla «seni sevmeyen ölsün» kısmı başlıyor. Leziz, garip şekilde erkeksi, über modern ama aynı zamanda yüksek kaliteli sayılamayacak yapaylık sınırında dolaşan sonlardaki sedir ağacı akoruyla kapanış yapılıyor.

Parfüm züppeliğini abartmaya gerek yok arkadaşlar. 500 dolara aldığınız niş parfümlerin çoğunu denemiş birisi olarak diyebilirim ki koku güzelliği anlamında çoğu tuhaf kokan niş parfümü cebinden çıkartabilecek güzellikteki La Nuit de L’Homme’nin amacı tabii ki çok satmak ve herkese ulaşabilmek. Bunun için de basit ama benzersiz koku formunu kullanmışlar ve malzeme kalitesini düşük tutmuşlar. Yine de dünya üzerinde onu koklayıp beğenmeyecek az sayıda insan olabileceğini sanıyorum.

Neden masallar güzel ve imkansız olmak zorunda? Külkedisinin peri annesi sihirli değneğiyle balkabağına dokununca gösterişli bir atlı faytona dönüşüyor ve benzer şey L’Homme için de geçerli sanırım. L’Homme’ye sihirli değnekleriyle dokunan 3 usta parfümör Dominique Ropion, Anne Flipo ve Pierre Wargnye La Nuit de L’Homme’ye hayat vermişler. Ne yazık ki 2026’lı yıllara geldiğimiz şu günlerde eski popülaritesi azalan La Nuit de L’Homme, Külkedisinin gece yarısını geçtikten sonra tekrardan balkabağına dönen gösterişli atlı faytonu gibi hissiyat vermesi sanırım normal.

Eğer herkesin sevebileceği, kadın-erkek çoğu kişiden övgüler alabileceğiniz, her yerde bulunabilen ve saçma fiyatlı niş parfümlere göre makul sayılabilecek fiyatlara satılan çok yönlü, her yerde kullanılabilecek sonbahar-kış parfümü arıyorsanız La Nuit de L’Homme size mutlulukla hizmet edecektir.

Her peri masalının üzücü kısımları vardır. La Nuit de L’Homme’nin performansı ne yazık ki hiç iyi değil. Özellikle etrafa yayılımı ilk 5 dakika dışında neredeyse yok gibi. Kalıcılığı kumaşta idare eder. Bu bakımdan ofis parfümü olarak daha iyi iş yapabilir, tabii ki birileri üzerinizde onu hissedebilirse!

Koku Güzelliği:5/3

27 Şubat 2026 Cuma

Guerlain - Mitsouko: Efsaneler Asla Ölmez

«Guerlain'ın olağanüstü mirasına ait Les Légendaires koleksiyonu, 1828'den beri beş nesil parfümör tarafından bestelenen efsanevi eserlere saygı duruşunda bulunuyor. Gerçek ve hayali bir dizi aşk hikayesinden ilham alan her koku, ham maddelerle doldurulmuş her deneyim, arkasında muhteşem duygu dünyası bırakıyor. Mücevher benzeri şişeleriyle, Raymond Guerlain tarafından tasarlanan ünlü ters kalp formundaki kapaklarıyla Les Légendaires serisi, zamanın ötesine geçiyor ve geleceğe ölümsüz ilham kaynağı olarak hizmet ediyor.»

Guerlain’ın internet sitesinde ünlü klasiklerinden bahsettiği «Efsaneler Koleksiyonuna» ait Mitsouko’nun 1919 yılında tasarlandığını düşünmek inanılmaz bir duygu. 1. Dünya Savaşı’nın bitiminden 1 yıl sonra efsanevi parfümör Jacques Guerlain tarafından tasarlanan Mitsouko, yine bir başka Guerlain kült klasiği Shalimar’ın her daim gölgesinde kalmış hissi uyandırıyor.

Shalimar ile Mitsouko’nun farklı tarzlara sahip olduklarını biliyoruz. Mitsouko, benim de çok sevdiğim şipre koku ailesine mensup olsa da tarihi süreç içerisinde defalarca yeniden reformüle edildiğini varsayarsak, eski tadını biraz kaybettiğini söyleyebilirim.

Uzun yıllar önce kullandığım Mitsouko Eau de Parfum, şeftali ve sonlarda meşe yosununu öne çıkaran enfes bir parfümken, güncel Mitsouko Eau de Parfum sabunsu çiçekleri merkeze almış. Başlangıcında oldukça eski, tozlu, hayvansı ve bergamotlu yapı onun erken 20. yüzyıl parfümü olduğunu haykırıyor. Orta kısımda bergamotlu hayvansılık geri plana geçiyor ve yasemin benzeri pudramsı çiçekler merkeze yerleşiyor. Sonlara doğru yasemine gül de ekleniyor. Kapanışta amber her zamanki klasik Guerlain bitişini bize sergiliyor.

Kafam çok karışık. Eski versiyonun o inanılmaz şeftalili ve meşe yosunlu aromasını bu yeni versiyonda bulamamak hayal kırıklığı yaratıyor. Yeni Mitsouko, başlangıcı dışında pek değişmeden devam eden eski-pudralı beyaz çiçek parfümüne dönüşmüş. Mitsouko’nun o harika şipre karakteri törpülenmiş. Evet o gerçek bir orta yaş ve üzeri kadın parfümü. Kimi erkeklerin severek kullandıklarını belirttiği Mitsouko, benim erkek tenimde yeterli tepkiyi verememiş olabilir ama burada ciddi bir derinlik kaybı problemi var.

Mitsouko, 1900’lü yılların Art Nouveau dünyasına bizi götürüyor. Eski tarz beyaz çiçek parfümlerini seviyorsanız denemenizi tavsiye ederim.

Kalite anlamında gayet yeterli diyebilirim. Yeni nesil parfümlere hiç benzemediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bu anlamda Mitsouko bir bakıma 21. yüzyıl modernitesine karşı duruş sergiliyor. Denemeden almanın riskli olduğunu sanırım söylememe gerek yok.

Mitsouko’nın aynı Shalimar gibi farklı konsantrasyonları var. Benim kullandığım Eau de Parfum versiyonuydu. Kimi Mitsouko hayranlarının EDT veya EDP’den ziyade Extract versiyonunu tavsiye ettiği farkettim. Umarım o versiyon eski Mitsouko’ya daha çok benziyordur.

Tam bir kış parfümü diyebilirim. Kalıcılığı kıyafet üzerinde çok iyi. Etrafa yayılımı ilk 10 dakika oldukça yüksek, sonrasında normal seyrediyor.

Koku Güzelliği: 5/3

14 Şubat 2026 Cumartesi

Jean Paul Gaultier - Le Male Le Parfum: İlk Le Male’nin Daha İyisi

Le Male, yaşı benim gibi 40’larının ortasına gelmiş erkeklerin en iyi bildiği parfümlerdendir. Yeşil erkek bedeni şeklindeki ikonik şişesiyle ilk Le Male 1995 yılında şimdinin yıldız parfümörü Francis Kurkdjian tarafından tasarlanmıştı. Aradan uzun yıllar geçti ve Jean Paul Gaultier bizi yine şaşırttı ve efsanevi Le Male’nin devam parfümlerini birbiri ardına piyasaya sürmeye başladı.

Le Male Le Parfum, markanın internet sitesinde odunsu oryantal olarak sınıflandırılmış ve kakule, lavanta, iris (süsen çiçeği) ve vanilya notaları öne çıkarılmış. Parfümün resmi tanıtım yazısı ise şöyle:

«Jean Paul Gaultier'nin en yeni erkek parfümü Le Male Le Parfum, yelken açmaya hazırlanıyor! Siyah ve altın rengi bir subay ceketi giyen bu yoğun eau de parfum, Le Male serisinin liderliğini büyük bir stil ve güçle üstleniyor. Zarif odunsu oryantal bir iz, bir liderin karizmasını ve gücünü yakalıyor. Dikkat denizciler! Kaptan geldi ve yelken açmaya hazırlanıyoruz.»

Le Male Le Parfum’un başlangıcı enfes vanilya ve etrafa saçılan baharatlarla gerçekleşiyor. Sadece kakule değil belki de zencefil ve tarçın da ilk dakikaları oluşturuyor. Cazibeli sıcak baharatlarla birleşen çikolatamsı vanilya çok güzel. Orta kısımda vanilyalı ana yapı devam ederken baharatların yerine tozlu iris çiçeği ve lavanta yerleşiyor. Sonlarda amberli vanilya kapanışı yapıyor.

Onun genel yapısını sosyetik, butik pastanelerde satılan vanilyalı ve fırından yeni çıkmış baharatlı gurme keklere benzetebilirim. Burada diyabetik bir kekten ziyade tatlı, leziz ve mis gibi etrafa yayılan bir pastaya daha yakın duruyor. Gerisi sizin hayal gücünüze kalmış.

Sanırım sebebi çocukluğuma dayanan bir vanilya kokusu sevgim var ve çoğu zaman vanilya parfümlerini severim. Çok kötü verilmiş vanilya ve yanmış şekerli hissettiren vanilyalar dışında genellikle aram iyidir. Buradaki vanilya kullanımını sevdim. Herkesin kabul edebileceği, kullanan çoğu kişinin (kadın-erkek farketmez) benimseyebileceği Le Male Le Parfum’un neden bu kadar ilgi çektiğini rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Onun amacı büyük kitlelere hitap etmek ve bunu gayet basit bir dille gerçekleştiriyor.

Le Male Le Parfum’un rakipleri kimler? Giorgio Armani - Stronger With You ve diğer aynı isimli devam parfümleri, Tom Ford - Noir Extreme, Parfums de Marly - Herod ve diğerleri.

Bu haliyle tatlı ve modern vanilya parfümlerini sevenlere rahatlıkla önerebilirim. Onu kullandığınızda muhtemelen övgüler alacaksınız ve kendinizi iyi hissedeceksiniz.

Eau de Parfum formundaki Le Male Le Parfum’un kokusunu son yılların popüler ismi Quentin Bisch ve Natalie Gracia-Cetto birlikte tasarlamış. Kalıcılığı yeterli fakat etrafa yayılımı ilk 10 dakika dışında yüksek sayılmaz. Sonbahar-kış döneminde kullanmanızı önerebilirim.

Koku Güzelliği:5/4

29 Ocak 2026 Perşembe

Christian Dior - Sauvage Elixir: Neden Bu Kadar Popüler?

 Duş jeli, baharatlı meyan kökü, tuvalet temizleyicisi, hardal, öksürük şurubu, çürüyen meyve, Noel ağacı, modern berber dükkanı, şişede testosteron, Hint ürünleri satan dükkanın içi, çamaşır deterjanı… Örnekler arttırılabilir.

2021 yılı çıkışlı Sauvage Elixir hakkında okuduğum yorumların küçük bir kısmında kullanıcıların parfümün kokusuna verdiği tepkiler hemen hemen yukarıdakiler gibi. 2015 yılındaki modern deneme Sauvage’nin popüler olmasıyla Dior tabii ki boş durmadı ve bir sürü devam kokusu çıkardı. Ve Sauvage Elixir, ilk Sauvage’yi bile aşan ilgiyle karşılaştı. İyi de neden?


Burada Christian Dior parfüm biriminin pazarlama uzmanları popüler bir ambroksan merkezli kokuya sahip Sauvage’nin üzerine Elixir versiyonu inşa etmişler. Elixir’i ilk kullandığımda normal Sauvage’den oldukça farklı koktuğunu düşünmüştüm fakat kullandıkça aralarındaki kan bağını fark ettim.

İlk Sauvage’yi alın, üst ve orta notalarına bolca sabunsu ve neredeyse meyvemsi baharatlar ekleyin. Sonlarda da ambroksan yerine meyan kökü gibi kokan kimyasallar yerleştirin. İşte Size Sauvage Elixir’in sihirli formülü.

Elixir versiyonu ilk kullandığım günlerde ben de birçok parfüm sever gibi aynı tepkiyi verdim: Bu da ne böyle? Karşımızda modern bir kakafoni var. Garip baharatlar, alışması zor sabunsu hissiyat ve ne yazık ki parfümlerde hiç sevemediğim meyan kökü benzeri yapı Sauvage Elixir’in bana uzak olmasını rahatlıkla sağlıyor. İşin ilginç yanı parfümü koklayan kimi hanımefendilerin de parfümü beğenmemeleri. Hatta bir hanımefendinin eski, modası geçmiş baba parfümlerine benzetmesi ilginçti.

Tamam da bu parfüm niye fenomen oldu? Emin olun hiçbir fikrim yok. Parfümlere hevesli genç, heyecanlı ve büyük kitle tarafından sahiplenilmesinin sebebinin saldırgan performansa sahip olması ve herkese hitap edebilecek basitlikte tasarlanmasının sonucu olabileceği aklıma geliyor. Başka da açıklama getiremiyorum.


Onu koklarken BMW 3 serisi (F30 kasa) arabasıyla kız arkadaşını popüler bir gece kulübüne götüren 25’li yaşlardaki erkek zihnimde canlanıyor. Müzik tabii ki açık ve BOSE hoparlörden Uzi’nin KRVN şarkısının sözleri yankılanıyor:

Bunu al, yeni gönder (brr)
Kardeşim helikopter, pat, pat…

Kalıcılığı gayet iyi, etrafa yayılımı yeterli denebilir. Sonbahar-kış mevsiminde kullanmak daha iyi sonuç verebilir. Kokusunu Dior’un baş parfümörü François Demachy tasarlamış.

Koku Güzelliği:5/3

30 Haziran 2024 Pazar

Creed – Virgin Island Water (2007)

Creed’in sessiz sedasız 2007 yılında piyasaya sürdüğü Virgin Island Water isimli uniseks parfümü ilk başlarda pek ciddiye alınmazken, ilerleyen zamanlar kendisine özgü seven kitlesi yaratmayı başardı. Atlas Okyanusu’nda bulunan popüler tatil yöresi Virgin adalarından ismini alan Virgin Island Water, uzun yıllardır aradığım Hindistan cevizi kokan parfüm özlemimi bir şekilde giderdi ama hiçbir zaman tam anlamıyla içime sinmedi.

Creed’in internet sitesinde Virgin Island Water, “şişenin içindeki cennet” olarak tanıtılmış. Onun egzotik meyveli koktuğu, Karayip adalarının berrak mavi sularından ve deniz melteminden ilham aldığından bahsedilmiş. Ayrıca parfümün tasarımcısı Creed ailesinin üyesi Olivier Creed’den bahsedilen tanıtımda şu ifadelere yer verilmiş: “Yelkenli ile doğanın en muhteşem yerlerinden bazılarına seyahat eden Olivier Creed, bu taze, berrak ve egzotik kokuda göz kamaştırıcı tropikal, berrak mavi denizi ve taze sıcak Karayip havasını yakalıyor.”

Virgin Island Water’ın ilk saniyelerinde kremsi ve hafiften tatlı yeşil misket limonu ve bir parça bergamot bizi karşılıyor. Taze, ferah ve leziz ilk dakikalardan sonra orta bölümde vanilyamsı Hindistan cevizi ortaya çıkıyor. Hindistan cevizine geri planda içki teması eşlik ediyor. Sonlarda bu kombinasyona misk ekleniyor ve tenden ayrılıyor.

Virgin Island Water’ın neden bu kadar ilgi çektiği kolayca anlaşılıyor. Hindistan cevizi, misket limonu ve rom içkisinden oluştuğu söylenen ana yapı, gayet modern, leziz, tatlı, mütevazi, sakin kokuyor. Onu kullanan çoğu kişinin iddia ettiği gibi tropikal bir kokteyle gerçekten benziyor. Onun benzersiz yapısı ve birçok ferah parfümün aksine portakal temasını sınırlı kullanması Virgin Island Water’ı daha da ilginç hale getiriyor.

Bu arkadaşımız çok yumuşak başlı, barışçıl, biraz züppe, yüksek kaliteli tropikal ada temalı esere benziyor. Kimi kullanıcılar onun kokusunu güneş kremlerine benzetmiş ki haksız sayılmazlar. Asla etrafa fazlaca yayılmıyor, usulca üzerinizden sadece size kendisini hissettirecek kadar kokuyor. Oysa kalıcılığı fena değil.

Virgin Island Water, lüks yatıyla koyları dolaşan, beyaz şort ve Ralph Lauren polo yaka tişört giyen, İspanya’nın tatil cenneti adalarında takılan otuz beş yaş üzeri şanslı azınlığa mensup kişilerin kullanacağı parfüm izlenimi veriyor.

Diğer Creed’ler gibi Virgin Island Water’ın da çok yüksek fiyatlara satıldığını düşünürsek, denemeden almanın iyi fikir olduğunu söyleyemem.

Koku Güzelliği:10/7.5

15 Haziran 2024 Cumartesi

Lacoste – Touch Of Pink (2004)

Başarılı tenisçi Rene Lacoste tarafından 1930’lu yıllarda kurulan Fransa merkezli lüks spor moda şirketi Lacoste’nin parfümleri uzun yıllardır bizimle. Hem kadın hem de erkek parfümleri yüksek fiyatlı rakiplerine nispeten uygun rakamlardan satılır ve kimi kokuları ara ara popüler hake gelir. İlerleyen yılların ardından ise kimi Lacoste parfümlerinin üretimi bitirildi.

Touch Of Pink, markanın en bilinen kadın parfümlerinden birisi olarak öne çıkıyor. Kadınsı meyvelerin ve çiçeksi-pudralı yapının ağırlığı hissediliyor. Parfümün genelinde şeftali-narenciye benzeri meyvelerden ziyade sabunlu-pudralı çiçekler kendisini gösteriyor. Kokusal anlamda pek değişim yaşanmıyor. Başlangıcı ve bitişi aynı parfümleri andırıyor.

Onun kokusunu birçok kadın parfümünde hatta deodorantta kokladığıma eminim. Kimi parfümler, başka kokulara fazlasıyla benzer ve Touch of Pink de bu hissiyatı yaşatıyor.

Hemen her kadının sevebileceği basit ve güvenli yapısı, onun neden bir zamanlar çok sattığını anlatıyor. Kalite anlamında fena değil. Performans olarak ise Eau de Toilette standardının üstüne çıkmıyor.

Eğer günlük kullanım için hoş ve ortalama bir arkadaş arıyorsanız, uygun fiyatıyla size eşlik etmekten memnun olacaktır. Kokusunu Domitille Michalon Bertier tasarlamış. Ilık ilkbahar günlerinde kullanmak iyi fikir.

Koku Güzelliği:10/6

22 Mayıs 2024 Çarşamba

Ralph Lauren – Polo Blue (2003)

2000’li yılların başlarında Ralph Lauren’in ürettiği Polo Blue, çok satan erkek parfümlerindendi. Ralph Lauren’in yeşil şişeye sahip Polo’sundan sonra en başarılı erkek parfümü olarak Polo Blue öne çıkıyor. İlerleyen yaşına ve onlarca yeni rakibine istinaden eski popülaritesi kalmamışa benziyor.

Polo Blue, kendi internet sitesinde taze, narenciye olarak sınıflandırılmış ve şu cümlelerle tanıtılmış: “Serin, canlandırıcı. Günlük şıklığın tanımı. Açık suların özgürlüğünü, büyük mavi gökyüzünü ve canlandırıcı temiz havayı hissedin.”

Polo Blue’nun açılışı yüksek kaliteli deniz teması ve erkeksi aromatik otlarla gerçekleşiyor. Açıklanan üst notalarında kavun ve salatalık bulunsa da bildiğimiz anlamda bariz meyvemsi tarafta değil. Orta kısımda deniz yosunlarını çağrıştıran yapısıyla o dönemler için oldukça benzersiz davranıyor. Sonlarda miskli ve odunsu standart kapanışa sahip.

Polo Blue, gençliğimin favori yaz parfümlerindendi. 2000’li yılların başlarında bugünkü gibi yüzlerce yazlık koku alternatifi bulunmuyordu. Onun erkeksi deniz temasına ve ismindeki mavi aromatik Akdeniz otlarına ağırlık verdiğini düşünüyorum. Ralph Lauren’in erkek parfümleri genellikle belli kalitenin üzerinde ve şıktır. Polo Blue’da da bu şıklık ve hafif resmiyet hissediliyor.

Polo Blue, Bodrum, İbiza ya da Monaco gibi ünlü sahil yerlerinde yaşayan, polo yaka Ralph Lauren tişörtün altına bermuda şort giyen, 30-45 yaş arası yönetici profesyonellerin parfümü gibi. Onu üzerimde taşırken, golf kulübünde serin bir yaz akşamı arkadaşlarımla sohbet ederken kendimi hayal edebiliyorum.

Polo Blue, sucul-deniz-okyanus gibi kokan parfümlerin ilk ve en başarılı örneklerinden diyebilirim. Kaliteli, olgun ve şık kokusuyla, bana göre erkek parfüm klasikleri arasında yerini alıyor.

Carlos Benaim ve Christophe Laudamiel’in birlikte tasarladığı Polo Blue, ilk olarak EDT versiyonuyla çıktı. İlerleyen yıllarda EDP ve Parfum versiyonları raflardaki yerini aldı. Benim kullandığım EDT versiyonuydu.

Polo Blue’nun eleştirilebilecek tarafı performansının zayıf olması. Kalıcılığı kıyafet üzerine idare etse de etrafa yayılımı zayıf. İlkbahar-yaz günlerinde kullanmak iyi fikir.

Koku Güzelliği:10/7

5 Mayıs 2024 Pazar

Hugo Boss Femme (2006)

Hugo Boss’un 2006 yılı çıkışlı kadın parfümü Femme, kendi internet sitesinde şu cümlelerle tanıtılmış: “Işıltılı, yumuşak ve pürüzsüz Femme, frenk üzümü ve mandalinanın meyveli notalarını kremsi, misk benzeri bazla birleştiren özgürleştirici derecede kadınsı bir koku. Madagaskar yasemini, gül ve oryantal zambaktan oluşan çiçek üçlüsü sıcak bir görünüm yaratıyor.”

Hugo Boss Femme’nin açılışı kadınsı meyvelerle gerçekleşiyor. Turunçgillerin baskın olduğu üzümsü yapı hoş ve leziz diyebilirim. Orta kısımda meyvelerin yerini kadınsı beyaz çiçekler alıyor. Canlı olmayan tek düze gül ve yasemin orta bölümü domine ediyor. Gülün daha önde olduğu orta notalardan sonra kapanışta standart miskle tenden ayrılıyor.

Femme, bilindik koku formuna sahip bir arkadaş. Kadınsı meyveli-çiçekli ana yapı, örneğine çokça rastlanabilecek tarza yakın duruyor. Meyveli gül teması değişim göstermeden ilerliyor. Hoş, modern ve basit form, sürpriz yapmıyor. Kalite anlamında ortalama davranıyor.

Kullanan çoğu kişinin beğenebileceği güvenli koku yapısı Hugo Boss gibi ana akıma hizmet eden marka için ideal denebilir. Harika ve sıra dışı bir gül parfümü arıyorsanız Femme size göre olmayabilir.

Hugo Boss Femme, Eau de Parfum formunda. Kalıcılığı iyi, etrafa yayılımı ortalamanın biraz altında diyebilirim. Ilık ilkbahar ve yaz günleri için hoş seçenek olabilir.

Koku Güzelliği:10/6.5

16 Nisan 2024 Salı

Gucci – Guilty Pour Homme (2011)

Tom Ford yönetimindeki Gucci’nin harika parfümleri Envy For Men ve Gucci Pour Homme gibi hafızalarımızdan silinmeyen sanat eserlerinden sonra 2010’lu yılların başlarında piyasaya sürülen Guilty serisi, ilk çıktığı günlerde ilgi çekse de ilerleyen yıllarda unutulmaya yüz tuttu. Özellikle erkekler için Guilty Pour Homme parfüm severler için hayal kırıklığı oldu.

Sonrasında çokça Guilty isimli devam parfümü çıkarıldı. İlk Guilty Pour Homme, Gucci tarafından aromatik fujer olarak sınıflandırılmış. Ayrıca yeni nesil koku severlerin özgür ruhunu temsil ettiğinden bahsedilmiş.

Guilty Pour Homme’nin açılışı tatlı ve ferah turunçgillerle gerçekleşiyor. Açıklanan üst notalarında İtalyan limonundan bahsedilmiş. Buruk ve modern narenciyelerden sonra orta kısımda yeşil sabunsu tarafa yakın lavanta ve pudralı baharatlar dikkat çekiyor. Limonsu yapı devam ederken orta kısımda tatlılık giderek artıyor. Sonlarda tatlımsı sedir ağacıyla tene veda ediyor.

Guilty Pour Homme, pek ilginç davranmayan ana yapısıyla kimi kullanıcılar için sıkıcı ve jenerik olarak yaftalanıyor. Kokusal anlamda pek benzerine rastlamasam da kalite ve gerçekçilik bağlamında problem görüyorum. Burada burun tırmalayan yapaylıktan ziyade hangi karakterin üzerinde yükseleceğini bilemeyen itici koku yapısı dikkatimi çekiyor. Kötü kokmuyor ama onu üzerimde taşımaktan zevk alamıyorum. Bir kullanıcının onun kokusunu kavuna benzetmesini anlayabiliyorum.

Kullandığım Guilty Pour Homme Eau de Toilette versiyonuydu. Kalıcılığı kumaş üzerinde gayet iyiyken tende zayıf kalıyor. Etrafa yayılımı güçlü sayılmaz. İlkbahar-yaz dönemi için düşünülebilir. Kokusunu Jacques Huclier tasarlamış.

Koku Güzelliği:10/6

5 Nisan 2024 Cuma

Montale – Red Vetiver (2008)

Montale’nin 2008 yılında piyasaya sürdüğü Red Vetiver’in kısa süreliğine de olsa sektörde dikkat çekmesinin sebebi kuşkusuz Hermes’in Terre d’Hermes’ine fazlasıyla benzemesiydi. Terre d’Hermes’ten iki yıl sonra pazara sürülmesinden de anlaşılacağı üzere Montale, bu ünlü erkek parfümünün kopyasını yapıp, ismini de Red Vetiver koymuştu.

Bazı çok başarılı parfümlerin niş markalar tarafından benzerlerinin yapılması şaşırtıcı değil. Aventus’un da benzerini yapan niş markalar var. Montale ise bunu pek gizli yapmadığını kokusal anlamda ortaya koymuş.

Red Vetiver’in resmi tanıtımında her Montale parfümünde olduğu gibi uzun yazılardan ziyade 1-2 cümlelik nota bilgisi verilmiş: “Haiti'den gelen vetiverin odunsu derinliği, Fas’taki Atlas Dağları'ndan sedir ağacı ve paçuli yaprakları, Madagaskar'dan elemi ve karabiberin canlandırıcı kalbi etrafında greyfurtun taze notalarını ortaya çıkarıyor.”

Parfümün açılışı tuzlu ve asidik portakal kabuğu ve geri planda azıcık limonla gerçekleşiyor. Ferah turunçgilli açılıştan sonra orta kısımda partiye vetiver ekleniyor. Portakallı vetivere sonlarda sedir ağacı eşlik ediyor.

Red Vetiver oldukça düz çizgide ilerleyen, sürpriz yapmayan, başından sonuna aynı hissettiren bir arkadaş. Kaliteli tuzlu portakal kabuğu efekti, saatler geçse de teninizden ayrılmıyor. Eau de Parfum formundaki Red Vetiver’in kalıcılığı gayet iyi, etrafa yayılımı ortalama seviyelerde.

Montale markasının görünen yüzü Pierre Montale iyi iş çıkarmış ve gerçekten de Terre d’Hermes’e şaşırtıcı derecede benzeyen Red Vetiver’i tasarlamış. Böylesi başarılı bir parfüme çok benzer koku formu piyasaya sürmek hem iyi fikir hem de risklidir. Marka imajınız zedelenebilir diğer taraftan da Terre d’Hermes sevenler için farklı bir seçenek olarak düşünülebilir.

Burada asıl soru şu ki Terre d’Hermes varken Red Vetiver almaya gerek var mı? Bu sorunun cevabı herkese göre değişebilir olsa da bence bir şeyin orijinali her zaman daha iyidir. Onun içindir ki elinizde bir şişe Terre d’Hermes varsa tadını çıkarabilirsiniz.

Ilık ilkbahar ve serin yaz akşamlarında daha güzel kokacağını düşünüyorum. Hem kadınlar hem de erkekler kullanabilir.

Koku Güzelliği:10/7.5 

23 Mart 2024 Cumartesi

Calvin Klein – Beauty (2010)

Calvin Klein’in 2010 yılında dünyaya sunduğu kadın parfümü Beauty, hiç de fena işler yapmadı. Markanın eski ünlü klasik parfümleri kadar büyük ses getiremese de geniş kitlelere hitap eden Beauty, Calvin Klein’in iyi becerdiği işi tekrarlıyor: Çok satan parfümler üretmek.

Parfüm üstatları tarafından yeni Calvin Klein parfümleri pek ciddiye alınmaz ve fazlaca piyasa işi bulunur. Oysa biliriz ki hiçbir markayı veya parfümü küçümsememek gerekiyor çünkü hiç beklemediğiniz markalardan gayet başarılı eserler gelebilir.

Beauty, Calvin Klein tarafından şu cümlelerle tanıtılmış: “Zarafet, incelik, zamansızlık ve güzellik ön plandadır. Beauty, Calvin Klein koleksiyonlarının stilinden ve ruhundan keyif alan olgun kadınlar için idealdir. Beauty, 40'lı yaşlarındaki kadını, güzelliğini, olgunluğunu ve özgüvenini temsil eder. Beauty, bir kadının iç güzelliğini, gücünü ve ruhunu anlatır. Koku, Sophie Labbe tarafından, üst kısımda ambrette tohumu, kalpte yasemin ve alt notalarda sedirden yaratılmıştır.”

Parfümün açılışı kadınsı ekşi çiçeklerle gerçekleşiyor. Şekerli çiçekler gayet tanıdık derken orta kısımda sabunlu yasemin devreye giriyor. Parfümün büyük kısmında pürüzsüz yasemin hakimiyet kuruyor.

Yasemini bıktırıcı kullanan çoğu kadın parfümünü kendime yakın bulamıyorum. Beauty’nin başlangıcını vasat bulsam da orta ve alt kısımlarını beğendim. Harika, çok katmanlı ya da sıra dışı kokmuyor fakat herkesin sevebileceği pozitif, temiz ve basit yasemin fikri kötü işlenmemiş. Birçok kadın parfümünü çağrıştıran tanıdık aromasını deneyen çoğu kişi beğenecektir. Uygun fiyatıyla ve güvenli kokusuyla 35 yaş üzeri kadınlara hoş bir hediye olarak da düşünülebilir.

Eau de Parfum formunda. Kalıcılığı iyi, etrafa yayılımı ortalamanın biraz altında. Ilık ilkbahar günlerinde kullanmak iyi sonuç verebilir.

Koku Güzelliği:10/7

9 Mart 2024 Cumartesi

Amouage – Figment Man (2017)

Umman Sultanı Kabus bin Sait’in temellerini attığı Arap parfüm sanatının en önemli niş markalarından Amouage’nin birçok parfümünü kullandım ve çoğu zaman memnun kaldım. Arap ultra lüks parfüm markası anlamında ilkleri gerçekleştiren Amouage’nin mavi şişeye sahip Figment Man’ı bir süre kullandım.

Anladığım kadarıyla üretimi bitirilmiş. Amouage’nin sitesinde parfümü kaldırmışlar. Muhtemelen büyük kitlelere hitap edemedi. Bu durumun sebebini parfümü kullandığım ilk dakikalarda anlıyorum. Yoğun ve güçlü hayvansı notalarla başlayan Figment’in açılışını kimi kullanıcılar kedi idrarına benzetmiş. Ben ise oyumu keçi ağıllarına benzetiyorum. Keskin ve burnu yoran ilk yarım saatten sonra hayvansılık azalıyor ve güçlü odunsu-vetiver tarafına evriliyor. Orta bölüm başlangıcına göre daha kabul edilebilir olsa da çok karakteristik sayılmaz. Sonlarda yüksek kaliteli odunsulukla tenden ayrılıyor.

Figment Man’in mavimsi şişesine aldanıp, deniz esintili, ferah parfüm beklemeyin. Gayet güçlü, sert, erkeksi, zorlayıcı bir kış parfümü karşımızda duruyor. Tarz olarak başlarda Kouros ve Antaeus gibi maskülen klasiklere yakın duruyor. Orta kısımdan itibaren onlardan ayrışıyor.

Bu tür parfümlerin 1980’li yıllarda kaldığını düşünebiliriz. Modern parfümeri dünyasında böylesine hayvansı tonlar artık kullanılmıyor. Figment Man bu anlamda hem geçmişe gönderme yapıyor hem de unutulmaya yüz tutmuş koku profiline selam gönderiyor.

Onun tarzının herkese uymayacağı çok açık. Benim de bu tür kokulardan pek haz etmediğim söylenebilir. Bu yüzden pek sevemedim ve konforlu bulmadım.

Oldukça güçlü yapısı, performans anlamında memnun edici. Kalıcılığı çok iyi, etrafa yayılımı başlarda yüksek. Eau de Parfum formunda. Kokusunu sektörün tanınmış isimlerinden Annick Menardo tasarlamış.

Koku Güzelliği:10/5

25 Şubat 2024 Pazar

Davidoff – Zino Davidoff (1986)

Bu hikayenin puro, konyak ve kahve üzerine inşa edildiğini söyleyebiliriz. İsviçre merkezli aile şirketi Davidoff’un kurucusu Zino Davidoff gerçek bir dünya vatandaşıydı. Onun için iyi yaşama ustası da diyebilirim. Zino Davidoff’un Doğu Avrupa’dan Cenevre’ye, oradan da Güney Amerika’ya yolculuklarıyla geçen ömrü, yaşadığı güzelliklerin tadını çıkarmasıyla devam etti ve bu ruhu dünyayla paylaşmak için kendi ismiyle markasını oluşturdu.

Davidoff purolarının ünü dünyaya yayılmış olsa da parfümlere oldukça önem verdi. Davidoff’un en popüler parfümü hiç kuşkusuz Cool Water’dır. Oysa parfüm kültü ile yakından bağlantısı olan erkekler bilir ki 1986 çıkışlı Zino Davidoff, kokular aleminin nirengi noktalarındandır.

Zino Davidoff’un korkutucu şişe rengi, içeriğindeki kokunun içeriğini az çok anlatıyor. Zino Davidoff’un açılışı tozlu kuru lavanta, biraz sabunsuluk ve geri planda karanlık paçuliyle gerçekleşiyor. Aromatik balsamsı ilk dakikalardan sonra paçulinin kokuya iyice yerleştiğini düşünüyorum. Açıklanan notalarındaki gül ve gül ağacı parfümün biraz yumuşamasını sağlıyor. Geri plana yerleşen baharatlar da onu erkeksi tarafa biraz daha yaklaştırıyor. Sonlarda şekerli olmayan vanilya ve paçuliyle kapanış yapılıyor.

Zino Davidoff hiç kuşkusuz erkeksi bir eser. Onun sabunsu-pudralı yönü 1960-70-80’li yıllardaki kokusal trendleri anımsatıyor. Tozlu lavantanın nostaljik-retro hissiyata katkısı büyük. Orta kısımda ara ara hayvansı deriyi andıran tema sürpriz yapıyor. Hepsinin birleşimiyle detaylı, katmanlı ve kendine özgü maskülen bir arkadaşa dönüşüyor.

2020’li yılların koku trendlerine hiç benzemeyen Zino Davidoff’un ana yapısı, herkese hitap etmeyecek tarafa yakın duruyor. Puro içen erkekler kulübünün parfümü olma iddiasında gibi davranıyor. Biraz entelektüel, hafiften karanlık, azıcık da zorlayıcı kokusu bağımsız ve başına buyruk. Onun kimseden övgü almak gibi amacı yok. Size saf bir kokusal deneyim yaşatmak istiyor.

Herkesin sevemeyeceği tavrıyla eski tarz kokulara meraklıysanız denemeniz gereken karakterlerden birisi. Onu kullanım döneminde konforlu bulmadım ama etrafa yaydığı aurayı sevdim. Uzun kaşe paltoma onu bol bol sıkıp, soğuk günlerde dışarıda yürürken insanların onu koklarken ne düşüneceklerini hayal etmek, benim için işin eğlenceli tarafıydı.

Eau de Toilette formundaki Zino’nun kalıcılığı gayet iyi, etrafa yayılımı ortalama seviyede. Sonbahar hatta kış kullanıma daha yakın duruyor. Kokusunu Michel Almairac tasarlamış.

Koku Güzelliği:10/7

10 Şubat 2024 Cumartesi

Juliette Has A Gun – Miss Charming (2006)

Ünlü tasarımcı ve modacı Nina Ricci’nin büyük torunu Romano Ricci tarafından kurulan Juliette Has A Gun niş parfüm evi, büyümesine devam ediyor. 2006 yılında çıkan ilk parfümler ilgi çekti ama ilerleyen yıllarda büyük ses getiren parfümlere imza atamadıkları görülüyor.

Miss Charming, markanın ilk parfümlerinden ve kadınlar için sunulmuş. İlk saniyelerde koyu ve derin gül teması burnumuza geliyor. Yüksek kaliteli ve gerçekçi gül harika ve kusursuz diyebilir. Nefis açılıştan sonra kırmızı güle bir parça çilek benzeri meyveler eşlik ediyor. Hafiften mayhoşluk katan meyve detayı gayet güzel ayarlanmış. Sonlarda tozlu miskle kapanış yapılıyor.

Miss Charming harika bir gül parfümü. Basit, çok katmanlı değil ama gerçekçi ve leziz. Modern yapıya sahip. Tatlılık var ama iç bayan şekilde değil. Parfümün tek eleştirilecek kısmı alt notaları. Pek numarası olmayan sıradan ve çekingen miskli kapanış, üst ve orta notalardan tamamen farklı denebilir.

Eğer meyvemsi ve pürüzsüz gül parfümü arıyorsanız çok iyi bir seçenek olarak kendisini gösteriyor. Eau de Parfum formuna sahip. Kalıcılığı gayet iyi, etrafa yayılımı ortalamanın biraz altında. Serin sonbahar-ılık kış günlerinde daha iyi kokacağını düşünüyorum.

Koku Güzelliği:10/7.5

5 Şubat 2024 Pazartesi

Costume National – Scent Intense (2002)

İtalya’nın hatırı sayılır moda markalarından Costume National’ın parfümleri uzun yıllardır ilgimi çeker. Kullandığım çoğu parfümünü sevdim ve kalite anlamında iyi işlere imza attıklarını söyleyebilirim.

Scent Intense’yi uzun yıllar önce kullanmış ama pek beğenmemiştim. Gerçi onun kokusuyla ilgili aklımda hemen hemen hiçbir duygu kalmamıştı. Scent Intense’yi hiç acele etmeden günlerce kullandım. Uzun uzun kokladım. Soğuk günlerde kabanıma bol bol sıkıp, etrafa yayılan kokuyu izledim ve şaşırtıcı sonuçlara ulaştım.

Öncelikle Costume National, kendi internet sitesinde Scent Intense’yi oryantal amber odunsu olarak sınıflandırmış. Parfümün tanıtım yazısında deri ceket vurgusu ve ambergris detayı dikkatimi çekti. Açılışta canlı, neşeli, leziz ekşi meyveler algılıyorum. Açıklanan üst notalarında bergamot, kakule ve yeşil çay var. Burada turunçgillerden ziyade ekşi erik, şeftali ve hatta kirazı andıran meyveler aklıma geliyor. Dinamik ve ağız sulandıran ilk dakikalar çok güzel. Orta kısımda meyveli çayları andıran yapıya geri planda tarçın, paçuli ve amber eşlik ediyor. Sonlarda çikolatamsı hissettiren paçuliye vanilya eklenerek son buluyor.

Scent Intense, modern, tatlı, lezzetli, baharatlı, kalite anlamında sorun olmayan detaylı bir arkadaş. Onun meyvemsiliği bazı niş parfümleri andırıyor. Kokusal anlamda gayet dirençli ve sağlam denebilir. Genel beğeniye uygun. Onu kullanıp, beğenmeyecek pek kimse çıkmayacaktır. Aradan geçen yılların ardından Scent Intense’yi çok sevdim. Onu kullanmaktan zevk aldım. Üstümden yayılan notalarını mutlulukla içime çektim.

Hem kadınlar hem de erkekler için sunulsa da kadın kullanımına yakın buluyorum. Kalıcılığı gayet iyi, etrafa yayılımı ortalamanın biraz üstünde. Gün içinde ara ara kendisini size hissettiriyor. Eau de Parfum formunda. Sonbahar-kış mevsimlerinde kullanmak iyi fikir. Kokusunu Laurent Bruyere tasarlamış.

Koku Güzelliği:10/8 

20 Ocak 2024 Cumartesi

Joop Homme (1989)

Almanların büyük sanayi şirketlerine sahip olduğunu ve dünyanın en iyi arabalarını ürettiklerini biliriz. Alman disiplininin sonucu yüksek endüstrileşme ve işini ciddi yapma kültürü muhtemelen Japonlarla birlikte onlara dünyanın en iyi üretim sanayisini sağlıyor. Oysa kaderin cilvesi mi desek Almanların moda sektöründe pek varlık gösteremedikleri sır değil.

Joop moda markası Almanya’dan çıkıp, dünyaya ulaşsa da hiçbir zaman Fransız-İtalyan markalarıyla rekabet edemedi. Wolfgang Joop’un kurduğu markanın ilk erkek parfümü Joop Homme, çıkış yaptığı 1989 yılından itibaren her zaman çok sattı. Yıllar içinde eski popülerliğini kaybetti fakat onun pembe sıvısı her daim modern parfüm klasikleri arasında yerini koruyacaktır.

Bir erkek parfümünün sıvısı neden pembe olur? Çoğunlukla kadın parfümlerinde karşımıza çıkan pembe şişe veya pembe sıvı, Joop Homme’nin en ilgi çekici taraflarından birisi. Joop Homme’nin kokusu genel olarak kremsi, tatlı, vanilyalı, baharatlı, kirazlı sakızlara benziyor. Onun kokusunu bir sınıflandırmaya yerleştirmek pek mümkün değil.

Joop Homme’nin yapay ve zamanının ötesindeki tarzı çoğu yorumcunun iddia ettiği gibi berbat olmasa da tek düze ve garip. Çok katmanlı değil ve herkesin seveceğini sanmıyorum. Yine de özellikle başlangıcı çarpıcı ve sonları fena değil.

Daha önce defalarca Joop Homme’i kullandım ve hakkında iyi şeyler yazmamıştım. Aradan geçen uzun yılların ardından ona biraz haksızlık yaptığımı fark ettim. Bu yazı muhtemelen Joop Homme ile barışma yazım. Onun neredeyse kirazlı-meyveli yapısı bir erkek parfümü için alışıldık olmasa da soğuk günlerde kremsi ve sıcak baharatların iyi iş çıkardığını hissettim.

Joop Homme, uygun fiyatlı ana akım parfümlerin belki de en tuhaf örneği. Seveni çok ve tabii ki nefret edeni de fazlasıyla var. Büyük boy şişesini alıp kullanacağımı sanmasam da onun benzersiz karakterine saygı duymaktan başka çarem yok.

EDT formunda. Kalıcılığı gayet iyi, etrafa yayılımı ilk saniyelerde oldukça güçlü, ilerleyen dakikalarda sakinleşiyor. Sonbahar-kış kullanımına yakın duruyor. Kokusunu Michel Almairac tasarlamış.

Koku Güzelliği:10/6