27 Eylül 2013 Cuma

Christian Dior – Aqua Fahrenheit (2011)



Christian Dior – Aqua Fahrenheit (2011)

Ey Fahrenheit... Sen nelere kadirsin mi diyeyim yoksa ne çektin bu Christian Dior'un elinden mi diyeyim kararsızım.1988 yılında biraz da rastlantı eseri dünyaya gözlerini açtın. Jean-Louis Sieuzac ve Maurice Roger isimli iki parfümörün çalışması olarak kendini kozmetik ve moda sektörünün ortasında buldun. Rekabetin çoğunlukla kıskançlık seviyelerinde gezindiği, egoların tavan yaptığı, alabildiğine hırsın başarı getirdiğine inanılan moda sektöründe en önemli markalardan birisinin parfümü olarak önce anlayamadın nerede olduğunu. Çünkü sen çirkin ördek yavrusuydun.

Diğer kardeşlerin veya diğer cinsdaşların gibi sarı değil, siyah renkliydin. İlk doğduğunda herkes tuhaf bir ilgiyle karşılamıştı seni. Kimileri seni dünyanın en güzel nesnesi olarak görürken kimileri de senden olabildiğince uzak duruyor, nefretini gizlemiyordu. Sana aşık olanlar, aykırılığına, kaba tarzına, erkeksiliğine ve tuhaf çekiciliğine hayranlardı. Senden nefret edenler sinir bozucu tarzına, ukalalığına ve herşeye asi olmana tahammül edemiyorlardı. Dünyanın en çok sevilen parfümü ve en çok dalga geçilen parfümü olmak arasında gidip geliyordun. Böylesine tutku ve nefret öğelerinin birbirinin içinde harmanlandığı çok az parfüm vardır muhtemelen.

Dünyanın en bilinen parfümlerinden birisini tabiki burada uzun uzun anlatmaya gerek yok. Christian Dior ise, Fahrenheit'in peşini bırakmaya niyetli görünmüyor. 2013 yılı itibariyle Fahranheit isimli parfümlerin sayısı sekize ulaşmış durumda. Yedi tanesi Fahrenheit ismine sahip varyasyonlar. Anlaşılan Dior, "bu kapıdan daha fazla nasıl ekmek yeriz" diye kafa patlatmakta. Fahretheit'in en yeni üyesi 2011 yılında Aqua Fahrenheit ismiyle piyasaya sürüldü. Kendi sitelerinde şöyle tanıtılmış:

"Fahrenheit imzasının yeni dışavurumu. Ateşin sıcaklığı ve yoğunluğu ile suyun ferahlığının patlayıcı gücü şeklinde kombin edilmiştir. Aqua Fahrenheit'ta François Demachy, "kolonya" hissi veren yeni, ferah odunsuluk oluşturmuştur. Aynı zamanda klasik Fahrenheit'in derili menekşe imzası korunmuştur."


Yine kendi sitelerinde ferah odunsu olarak sınıflandırılmış Aqua Fahrenheit. Üzerime ilk sıktığımda tuzlu akuatik turunçgiller karşıma çıkıyor. Ağırlığın greyfurt ve mandalina da olduğunu düşünüyorum. Güzel sayılabilecek üst notalarını biraz Bulgari - Aqua Marine'in başlangıcına benzettim. Biraz da deniz yosunu kokuyor sanki açılışı. Fena değil. Orta notalara geçildiğinde bu tuzlu-yosunlu turunçgiller büyük oranda geride kalıyor. Onun yerine orijinal Fahrenheit'in o çok bilinen aroması karşıma çıktı. Karanlık menekşeli deri, orta kısmı domine ediyor. Arka planda da yapay bir nane hissediyorum. Muhtemelen Calone tarafından sağlanan bu nanemsilik yapaylık sınırında geziyor. Kısaca orta notalar naneli klasik Fahrenheit gibi kokuyor. İlgimi çektiğini söyleyemem. Geçeyim alt notalara. Son kısımda bu seferde menekşeli deri büyük oranda geriye çekiliyor. Onun yerine yapay ve vasat bir kabe samanı (vetiver) geliyor. Ona biraz da odunsu notalar eşlik ediyor. Fakat o da gayet sıradan. Kapanışı açık ara en sevmediğim yeri oldu diyebilirim. Böylece de tenden ayrılıyor.

Aqua Fahrenheit, isminin hakkını verircesine açılışında akuatik temaya sahip çıkan bir görüntü sergiliyor. Tuzlu turunçgiller ana oyuncu. Harika olmasa da kabul edilebilir. Orta kısımsa tamamen klasik Fahrenheit'a gönderme halinde gelişiyor. Fakat karanlık deriye eşlik eden nanemsi koku pek başarılı değil. Gerçi bu orta kısma serinlik/soğukluk katıyor. Ama yine de hoşuma gitmedi. Alt notalardan ise bahsetmeye bile gerek yok. Örneğine yüzlerce yeni nesil parfümde rastlanabilecek yapay/vasat kabe samanı-odunsu notalar hiç olmasa da olurmuş. Çok yazık.

Aqua Fahrenheit, başlangıcından sonuna kadar kaliteli bir parfüm hissi vermiyor. En beğendiğim tarafı olan başlangıcı bile ortalama turunçgil kokusundan öteye gidemiyor. Ve ne yazık ki zaman zaman baş ağrısı yaptı bende. Bu haliyle bir şişesi alınıp, kullanılacak gibi değil kendi açımdan.


Bulgari - Aqua Marine ile klasik Fahrenheit'ın kötü bir bileşimi olan Aqua isimli kardeşimizin tek söz etmeye değer yanı derinliği. Üst-orta ve alt notaları her birini size farklı farklı önünüze koyan parfümümüz, teknik anlamda başarılı. Onun dışında fazla da üzerinde durulacak tarafı yok. Sıkıcı bir Fahrenheit varyasyonu olarak tarihin unutulmuş sayfalarına ekleneceğini düşünüyorum.

Şimdi Christian Dior'un parfüm birimine mi kızayım, pazarlama bölümüne mi laf edeyim bilemiyorum. Fahrenheit gibi bir markanın sırtından para kazanmak için üst notalarına biraz tuzlu akuatik turunçgiller eklemek kimin fikriyse o arkadaşla tanışmak isterdim. Hadi eklediniz bari biraz kaliteli yapın şu işi. Özenin, üzerinde çalışın. Denediğim kadarıyla Aqua Fahrenheit, hiç bir karaktere sahip olmayan ucube, hibrid kokuya sahip. Üzerine orta kısımdan itibaren beliren yapaylığı ekleyin. Bir de Fahrenheit ismini ve şişesini kullanın. Bu kadar kolay kandırabileceğini mi sandın bizi Dior?

2013 yılı itibariyle yedi farklı Fahrenheit versiyonu piyasaya sürülmüş durumda. Görünüşe göre bu trend devam edecek. Peki Aqua’dan sonra hangi Fahrenheit’lar gelecek. Fahrenheit Sport, Fahrenheit Intense, Fahrenheit Extreme, Fahrenheit Blue, Fahrenheit Noir de var mı sırada Christian Dior? Umarım işi bu noktaya getirmezler…

Aqua Fahrenheit, erkeksi bir parfüm izlenimi veriyor. Bence orta kısımdaki yoğun deri-menekşe kullanımı dolayısıyla dört mevsimde de kullanılabilir. Kokusunun tasarımına Christian Dior'un başparfümörü François Demachy imza atmış. Denemeden almayın, pişman olmayın.


Not: Bu parfümü bana ulaştıran www.decantshop.com sitesine teşekkür ederim.

Artıları:
+ Başlangıcı fena değil.
+ Klasik Fahrenheit size biraz sert geliyorsa daha yumuşatılmış hali olarak denenebilir.

Eksileri:
- Orta kısmını ilginç bulmadım.
- Sonları vasat.
- Yapaylık ciddi sorun.
- Tuhaf ve karaktersiz yapısı.

Koku Güzelliği:10/5

16 yorum:

  1. Bu parfümden elimde var. Ara sıra kullanıyorum. Başlığı görür görmez bu parfüme 6 dan yüksek puan vermeyeceğinizi tahmin etmiştim. :) Benim için bu parfümün en büyük artısı kalıcılığı. Böyle ferah sayılacak bir parfüm için kalıcılık değeri gerçekten çok iyi. Tüm gün boyunca hissedebiliyorsunuz kokusunu. Ayrıca dört mevsim kullanılabilmesi de çok çok iyi. Yarın sabah işe giderken bir iki fıslatayım bari :)

    YanıtlaSil
  2. Tesdadüfe bak, bugün bende denedim ve sample aldim. Sonuç ? Berbat.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapmayın Utku Bey berbat denecek kadar da değil :)

      Sil
    2. Klasik fahrenait ile kıyaslarsak çok kötü. Gerçi ben klasik fahrenaitide sevemedim bi türlü

      Sil
  3. Yaz için kullanacak parfüm bulamayanlar için iyi alternatiflerden bence yine de. Kalitesi normal fahrenheit a göre daha düşük. Dior fahrenheit değiştire değiştire tuhaf tuhaf notalar ekleyip parfüm kötü bir hale getirmiş haline rağmen gene de normal versiyonuna göre daha düşük

    YanıtlaSil
  4. Yaz kullanımı için çıkarılan parfümler ya aşırı fresh haliyle çok basit kaçıyor ya da hepsi ck summer özentesi şeklinde aynı kokuyu taklit ediyor en yeni örneği paco robanne invictus bariz ck one summer türevleri.

    YanıtlaSil
  5. parfüm merakı, anlaşılan senin fahrenheit ile yıldızın bi türlü barışmayacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu ana kadar ki görüntü aynen dediğin gibi :)

      Sil
  6. yazlık parfümlerin çoğunun aşırı uçucu turunçgil temalı olduğunu düşünürsek, bu parfüm nimettir bence.. Hem kalıcı hemde ferah daha ne olsun

    YanıtlaSil
  7. Yazmayı unutmuşum nihayetinde kalitesi ortalama olsa da yaz için hermes nil gibi kaliteli parfümlerden sonra kullanılabilecek , farklı( yazlık fresh parfümlere oranla), ekeksi aynı zaman da ferah yaz kokusu. Tabiki ilkbahar ve sonbaharda da kulanılabilir.

    YanıtlaSil
  8. Bende sadece parfümün açılışındaki greyfurt kokusunu beğendim. Onun dişinda vasat. Hele calone den söz etmek dahi istemiyorum.

    YanıtlaSil
  9. Çok mükemmel değil ama yaz için çoğu kokudan daha iyi. Kadınsı, şekerli veya aşırı sucul kokuları sevmeyenler için iyi bir alternatif. Kokusunu azcık Terre Hermese benzetiyorum yada aynı paralelde gidiyorlar. Ben bir yakınlık hissettim. Parfüm düz ilerliyor, çok farklı şekilde devam etmiyor, bu yüzden biraz sıkıcı olabiliyor. 125 ml biraz fazla olabilir, o yüzden 75 ml daha iyi bir seçenek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hermese benzetmen garip. Biri portakal biri acı greyfurt. Bu parfümün açılışında bariz olarak tabakta tuzlanmış bir greyfurt var. Hele ortalar. Nane efekti vericem diye basmışlar yapay caloneyi.

      Sil
    2. Utku Bey, böyle bir cevap geleceğini tahmin ettiğim için:) ... sanki "aynı paralelde gidiyorlar, bir yakınlık hissettim" demiştim. Anlatmak istediğim şuydu: Terre Hermes'i sevip yaz sıcaklarında kullanamayanlar veya benzer tatda parfüm arayanlar Aqua Fahrenheit'i deneyebilirler. Hatta bence ikisini üstüste döksen sırıtmaz yani:) Tabi bunlar benim düşüncem...Ayrıca bence normal Fahrenheit daha güzel orası ayrı...

      Sil