6 Mayıs 2018 Pazar

Aramis – JHL (1982)

Amerika Birleşik Devletleri’nin dünyaya armağan ettiği en önemli kozmetik ve parfümeri firmasının Estee Lauder olduğunu düşünüyorum. 2018 yılı itibariyle dev bir holdinge dönüşen Estee Lauder markasının temellerini atan karı-koca Lauder’ler şüphesiz büyük bir iş başardılar. Sıfırdan kurdukları Estee Lauder, bugün birçok markanın çatı şirketi olarak faaliyet gösteriyor.

Bayan Estee’ye böylesine büyük bir şirket yaratmada kuşkusuz en çok yardımcı olan kişi eşi Joseph Harold Lauder’di. Estee’nin hayatının aşkı bay Joseph, New York’un renkli kişiliklerinden birisiydi. Opera ve güzel sanatlara olan ilgisi ayrıca hayırsever tarafı onu New York cemiyet hayatında farklı bir yere taşıyordu. Avrupa başkentlerine yaptığı geziler de ilgi çekiyordu Joseph Harold Lauder’in.

Uzun yıllar Estee Lauder markasının imalat ve mali konulardaki operasyonlarının başında olan Joseph Harold Lauder, 1983 yılında, 81 yaşında dünyaya gözlerini yummuştu. İlginç bir şekilde ölümünden bir yıl önce, Estee hanım, kocası için bir erkek parfümü piyasaya sürdü. Aramis markasının da sahibi olan Estee Lauder, 1982 yılında JHL’yi gün yüzüne çıkardı. JHL ismi tahmin edileceği üzere Joseph Harold Lauder’in adının baş harflerini simgeliyordu. Özellikle sıkı parfümseverler tarafından bilinen JHL, Aramis’in efsanevi klasikleri arasında yerini çoktan aldı. Ve şimdi bu klasik Parfüm Merakı okuyucularıyla buluşuyor.

JHL’nin açılışı eski ve hafiften tatlı turunçgillerle gerçekleşiyor. Biraz portakal, azıcık limon, bir parça bergamot ve meyvelerle başlayan senfoni, orta bölümde baharatlarla devam ediyor. Orta kısımda meyvelerin ve turunçgillerin etkisi sınırlanırken, ustalıkla baharat fazına geçiliyor. Buradaki geçiş size başka bir dünyanın kapısını açıyor adeta. Müthiş bir tarçın, gerilerden gelen harika karanfil ve azıcık erkeksi gül. Orta notalardan itibaren anlıyorum ki 1970’li yıllardan gelen bir hayalin içindeyim. Son kısımda baharatlı ana gövde dururken, keskinliği paçuli ve sandal ağacı törpülüyor.

JHL, çok iyi bir erkeksi parfüm. Baştan sona kadar etkili olan baharatlar nefis verilmiş. Benim gibi karanfil seven birisini rahatlıkla tavlıyor JHL. Baharatlar parfümün ana aksını oluştururken, hafiften tatlı ve erkeksi verilmiş çiçekler size garip sürprizler yapıyor. Parfümün açıklanan notaları arasında genellikle kadın kokularında gördüğümüz yasemin, aldehitler, gül ve ylang ylangın olması kuşkusuz şaşırtıcı. Bunca çiçeğe rağmen o erkeksi çizgisinden sapmıyor fakat abartılı şekilde maço da davranmıyor.

Günümüzün modern koku trendlerine uymayan, kimilerinin modası geçmiş bulduğu tarzıyla JHL, kalbimi kazanmayı başarıyor. Otuz altı yaşındaki bu delikanlı neredeyse benimle yaşıt ve onunla yakın zamanlarda doğmuş olmak mutluluk verici. Son zamanlarda denediğim en iyi eserlerden birisi JHL.

Fotoğraf geurengoeroe sitesinden alınmıştır.

Aramis’in efsanevi erkek parfümlerinin şöhretini bilmeyen azdır sanırım. Aramis’in en çok övülen parfümlerini (Aramis Classic, Havana, Tuscany) kullanmış ve hiç birisine aşık olmamıştım. JHL, o ünlü klasiklerden daha geri planda kalmasına rağmen en sevdiğim Aramis klasiği olarak koku hafızamdaki yerini alıyor.

Böyle bir parfüm tabii ki belli bir yaş, deneyim, hayat adamlığı ve koku tecrübesi istiyor. Parfümseverliği bir adım öteye taşıyan erkeklerin JHL’yi denemelerini öneririm. 35 hatta 40 yaş üzeri erkeklere uyacağını düşündüğüm JHL, resmi kıyafetlerle kullanılmasına da hayır demeyecektir.

EDT formundaki JHL’nin kalıcılığı ve fark edilirliği ortalama seviyelerde. Sonbahar-kış mevsimlerine uyacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Kokusunun tasarımını müthiş parfümör Bernard Chant yapmış. Bay Chant’ın dünya parfümeri sanatına armağan ettiği Aramis Classic, 900, Devin, Aromatics Elixir, Aliage, Estee, Cinnabar, Azuree, Cabochard gibi harika klasiklere imza attığını düşünürsek, JHL’nin nasıl bir ustanın elinden çıktığını daha iyi anlayabiliriz.

Fotoğraf parfumo sitesinden alınmıştır.

Not: Bu parfümü bana ulaştıran www.decantshop.com sitesine teşekkür ederim.

Koku Güzelliği:10/8

1 Mayıs 2018 Salı

Bois 1920 – Extreme 1920 (2005)

“Geçici heveslerin, modaların ve taklitlerin ötesinde. Özgür ruhlu bir erkeğin etrafa yaydığı cazibenin görüntüsünü hatırlatan yaratıcı bir parfüm. Extreme 1920, şu üç notanın benzersiz dengesini içerir: Calabria bergamotunun ferah yeşilliği, yasemin ve sardunyanın yoğun buketi, Burbon vanilyanın ve Brezilya tonka fasulyesinin tensel tatlılığı.”

Yukarıdaki satırlar İtalya merkezli niş parfümevi Bois 1920’nin 2005 yılı çıkışlı parfümü Extreme 1920’nin tanıtım yazısı. Markanın sahibi Enzo Galardi’nin bir söyleşisinde en çok ilgi gören parfümlerinin Classic 1920 olduğunu söylediğini hatırlıyorum. Hatta müşterilerinin büyük çoğunluğunun 1920 Classic’i ilk koklamadan hemen sonra satın aldıklarını söylediği de aklımda. Markanın en çok satan parfümü Classic 1920’nin Extreme versiyonu da çıkmıştı uzun zaman önce. Epeydir dolabımda duran ve artık deneme zamanımın geldiğini hissettiğim Extreme 1920 şimdi bizlerle.

Parfümün açılışı eskileri çağrıştıran tozlu bergamot ve aromatik otlarla gerçekleşiyor. Başlangıçta adaçayı ve bergamotun olduğunu söyleyebilirim. Nostaljik erkek parfümlerini andıran üst notaları kaliteli ama bana göre değil. Orta kısımda parfümün retro erkek koku tarzı devam ediyor. Orta bölümde bergamot iyice geriye çekilirken lavanta ve bir parça paçuli devreye giriyor. 1980’li yılların aromatik fujerlerini andıran orta bölümdeki buruk lavanta gayet erkeksi ve neredeyse karanlık. Yine kaliteli orta notalar ama yine bana uzak kokusu. Son bölümde erkeksi hissiyat hala var. Fazlaca şekerli olmayan vanilya ve tonka fasulyesi kapanışa imzalarını atıyor. Sanırım en çok alt notalarını beğendim.

Extreme 1920, tam bir erkek parfümü. Zaten bu durumu kendi sitelerinde açıkça dile getiriyorlar. Kokusuysa eski tarz, yabancıların “berber dükkanı” dedikleri erkeksi aromatik fujerlere oldukça benziyor. Erkekler iyi bilir ki berber dükkanına girdiğinizde sizi tarif etmesi imkansız bir koku karşılar ve işin ilginci hemen hemen bütün berber dükkanları böyle kokar. Biraz kolonya, biraz traş köpüğü hatta az önce çalışmış fön makinesinin karışımı o garip kokudur berber dükkanı teriminin karşılığı.

Parfümün genelinde lavanta, paçuli ve tonka fasulyesi öne çıkıyor. Buruk ve nostaljik lavanta, onu hem erkeksi tarafa çekiyor hem de Extreme 1920’nin sıradan ve modern piyasa parfümü olmadığı mesajını güçlü şekilde veriyor. Evet, o yeni nesil bol şekerli baharatlı, derili erkek parfümlerine yakın durmuyor. 2005 yılında piyasaya sürülmesine rağmen, bilinçli olarak eskilere gönderme yapıyor her bir notasıyla. Bu da onun amacını ortaya koyuyor.

Sonuç olarak 1980’li yılları hatırlatan fujer yapısıyla, yaşı otuzların üzerindeki erkekleri, nostalji seven koku fanatiklerini ve yüksek kaliteli, erkeksi, hafiften baba parfümü arayan koleksiyonerleri hedeflediğini düşünüyorum. Koku olarak biraz Azzaro Pour Homme, Givenchy – Gentleman ve Zino Davidoff’u çağrıştırdığını söyleyebilirim.

Yapaylığın veya rahatsız edici uyumsuzluğun rastlanmadığı Extreme 1920, bir niş parfümden beklenecek kadar kaliteli. Kokusu bu tarzı sevenler için harika bir deneyim olacaktır. Ama benim bu tarz kokulara pek ilgimin olmadığını düşünecek olursam, kendim için kullanılabilir bulmadığımı ifade etmek isterim. Ben daha aromatik turunçgilli şiprelerin erkeğiyim sanırım. Bu tür aromatik fujerleri bir türlü sevemiyorum. Yine de bu tarz parfümleri seviyorsanız muhakkak deneme listenize almanızı öneririm.

Extreme 1920 EDT formunda. Kalıcılığı eh işte, fark edilirliği yüksek değil. Sonbahar-kış kullanımına yakın gibi duruyor. Günlük kullanıma hatta resmi kıyafetlere de rahatlıkla uyum sağlayacaktır. Etraftan pek övgüler alacağınızı sanmasam da parfümü kendisi için kullanan alfa erkekleri onu sevecektir.

Not: Bu parfümü bana ulaştıran www.decantshop.com sitesine teşekkür ederim.

Koku Güzelliği:10/6

26 Nisan 2018 Perşembe

Estee Lauder – Modern Muse Nuit (2016)

“Gösterişli çiçeksi notalar, lezzetli meyveler ve ışıltılı bir güzellik.”

Yukarıdaki cümle, Estee Lauder’in 2013 yılında piyasaya sürdüğü ve oldukça ilgi gören Modern Muse serisinin yeni üyesi Nuit’in tanıtımına ait. Modern Muse kadın parfüm ailesi genişlerken 2016 çıkışlı Nuit versiyonu ablasının daha derin ve bağımlılık yapan versiyonu olarak pazarlanmaya devam ediliyor. Resmi olarak açıklanan notalarındaki rom ilgimi çekmedi değil. Böyle bir kadın parfümüne içki temasının eklenmesi bakalım nasıl bir sonuç çıkarmış karşımıza.

Kendi sitelerinde oryantal çiçeksi olarak sınıflandırılan Modern Muse Nuit’in açılışı lezzetli meyvelerle gerçekleşiyor. Tatlı ve neredeyse çikolatamsı meyveler çok güzel. Orta bölümde tatlı meyveler geride kalırken çiçeksi taraf öne çıkıyor. Yasemin yine karamelimsi, lezzetli şekilde veriliyor orta notalarda. Benim için biraz fazla çiçeksi orta kısım. Sonlarda amber oldukça etkili. Pek sevemediğim tarzda verilen amber hafiften baş ağrısı yapmaya yakın duruyor ne yazık ki.

Modern Muse Nuit, yarı karanlık, meyveli-çiçeksi çikolatamsı-karamelimsi bir deneme gibi. Parfüme o lezzeti veren vanilyamsı notalar, gayet yumuşak verilmiş. Genel olarak tatlılık her daim fazlaca var. Bu anlamda günümüzün birçok modern kadınsı parfümden farklı değil. Fakat meyvelerin ve çiçeksiliğin verilişi belli bir düzeyde. Muhteşem olmasa da idare edebilecek bir kadın parfümü Modern Muse Nuit.

Nuit’in amacı ismi gibi karanlık-gece kullanımlarına ağırlık verilmesi büyük ihtimalle. Eğer Modern Muse serisini bütün olarak düşünecek olursak Nuit versiyonu daha özel buluşmalar ve gece dışarı çıkma parfümü gibi düşünülebilir. Bu anlamda genç kız kokusu olmaktan ziyade 25 yaş üzerine seslenebilir.

Sonuç olarak Nuit bende çok ilginç anılar bırakmadı, koku hafızamda devrim yapamadı. Ortalama bir tatlı, vanilyamsı, amberli, miskli bir arkadaş. Kullanılan amber beni rahatsız etse de siz yine de deneme listenize alın. La Vie Est Belle veya Prada Candy’e rakip olmasını beklediğim Modern Muse Nuit’in, güçlü adaylar karşısında pek şansı yok gibi.

EDP formundaki Modern Muse Nuit’in kalıcılığı eh işte, etrafa yayılımı iyi değil. Bu anlamda tenimle pek barışamadı Nuit. Sonbahar-kış kullanımına yakın olduğunu söyleyebilirim.

Koku Güzelliği:10/6

21 Nisan 2018 Cumartesi

Sammarco – Vitrum (2013)

İtalyanların niş parfümeri sektöründeki atakları son yıllarda iyice görünür olmaya başladı. Birbiri ardına karşımıza çıkan İtalya merkezli niş parfümevleri gayet başarılı işlere imza atıyorlar. 2013 yılında Giovanni Sammarco’nun kurduğu niş parfümevi, sahibinin soyadıyla anılıyor. İtalya’da doğup büyüyen Giovanni Sammarco’nun hukuk alanında yüksek lisans derecesi olmasına rağmen o aşık olduğu parfümeri sektörüne yönelmiş ve İsviçre’de kendi markasını oluşturmaya başlamış. Kendi kendisini yetiştiren bay Sammarco,  2013 yılında ilk parfümlerini piyasaya sürdü. 2018 yılı Nisan ayı itibariyle altı parfümlük koleksiyona sahip Sammarco.

Vitrum markanın ilk çıkan parfümlerinden. Kendi sitelerinde Vitrum’un Federica isimli bir gazeteci için yapıldığından bahsedilmiş. Sıra dışı verilmiş vetiver yağı, gül ve karabiber notaları vurgulanmış. Dumansı ve erkeksi yanından da bahsedilmiş Vitrum’un. Benim de ilk Sammarco deneyimim olması bakımından merakla denemeye koyuldum.

Vitrum’un açılışı oldukça sert, kuru, dumansı ve küflü vetiverle gerçekleşiyor. Burada sevmesi oldukça zor ağaçsılıktan bahsedebilirim. Kimi zaman ayakkabı boyalarını andıran üst notalarda deri de olabilir. Başlangıcı bana göre değil. Orta bölümde o küflü ve neredeyse hayvansı taraf geriye çekiliyor. Bu kısımda daha sevilesi vetiver kaşımıza çıkıyor. Karabiberin hafiften destek verdiği vetiver oldukça kaliteli ve hoş. Son bölümde vetiver temasına devam edilmiş. Kapanışta artık neredeyse saf bir vetiver var. Ne karabiber, ne bahsettikleri gül ve tozlu-küflü yapı alt notalara sirayet etmiyor. Hafiften yeşil, tatlılığı az, ferah, tuzlu, köksü ve nemli vetiver koklamaya değer. Harika bir vetiverle bitiriliyor Vitrum.

Vitrum, tabii ki bir vetiver parfümü, hem de her şeyiyle. Zaten gerek isminden gerekse tanıtımından dolayı vetiveri merkeze koyduğu anlaşılıyor Vitrum’un. Başlangıcındaki inanılmaz karanlık, tozlu, kuru ve çürümüş ağaçlara benzeyen o garip kokuyu atlatabilirseniz orta notalarda sizi daha yumuşak bir vetiver bekliyor. Her ne kadar o küflü koku yaklaşık 1-2 saat kadar sürse de orta kısmın sonlarına doğru neyseki etkisini kaybediyor. Bu andan itibaren vetiver sevenler için şölen denebilecek kısım başlıyor ve enfes bir şekilde kapanışı yapıyor Vitrum.

Şimdi arkadaşlar Vitrum’un açılışı benim için gerçekten berbat. Tahammül etmekte zorlandığım ilk bir saatlik kısımdan sonra parfümün yüksek kalitesine ve doğallığına şaşırmamak elde değil. Gerçekten de son zamanlarda denediğim en kaliteli vetiver kokusuna sahip, özellikle kapanışı. Bu anlamda vetiver sevenlerin denenmesi gereken bir eser. Vitrum’un hafiften Encre Noire’yi, birazcık da Kinsk’yi andırdığını söyleyebilirim. Sonlarıysa Sycomore’yi anımsatıyor. Bu benzetmeler eşliğinde Vitrum’un nasıl koktuğunu tahmin edebileceğinizi düşünüyorum.

Peki benim için durum ne? Vetiver hayranı olmadığımı biliyorum. İlk kullandığım zamanlarda da başlangıcı yüzünden oldukça olumsuz düşüncelere sahiptim Vitrum’la ilgili. Şimdiyse başlangıcını saymazsak çok iyi bir vetiver parfümü olduğunu düşünüyorum. Parfümün çok derin ve katmanlı olduğunu söyleyemem. Genel olarak tek düze ilerliyor ve koku zenginliği açısından harikalar yaratmıyor fakat bir niş markanın yapması gereken radikal koku formu çıkarma çalışması yapıldığını ve bunun da ilk bir saate sığdırıldığını sanıyorum. Parfümün sonrasını bir şekilde seviyorsunuz ama aşık olduğumu söyleyemem Vitrum’a.

Sonuç olarak vetiver koleksiyonerlerinin deneme listelerine almaları gereken bir parfüm Vitrum. Extrait de Parfum formundaki yapısıyla kalıcılık konusunda iyi yerde olan Vitrum, etrafa yayılımda iyi performans sergileyemiyor. Parfümün genelinin erkek kullanımına yakın olduğunu söyleyebilirim. Başlangıcı günlük kullanıma uymayacak gibiyken sonlara doğru gayet uyumlu bir arkadaş rolüne geçiveriyor.

Vitrum’un kokusunu Giovanni Sammarco tasarlamış. İlkbahar-sonbahar kullanımına yakın gibi duruyor.

Koku Güzelliği:10/6