26 Ekim 2013 Cumartesi

Robert Piguet – Calypso (2010)


Robert Piguet – Calypso (2010)

"Yunanlılar Troya’yı yakıp yıktıktan sonra ülkelerine dönerken fırtınaya tutulurlar. Çok zarar görürler. Odysseus ise tam 10 yıl denizler üzerinde sürüklenip durur. Bu sürüklenmelerin bir durağı güneş tanrısı Helios’un sığırlarının otladığı Thrinakie adasıdır. Açlıkla karşı karşıya kaldıkları bu adada Odysseus’un dokunmayın demesine rağmen arkadaşları bu kutsal sığırlardan birkaçını keserler. Helios’un sığırlarına dokunan kimse bir daha yurdunu göremeyecektir. Yola çıkan gemileri güneş tanrısının kışkırtmasıyla, Zeus’un yolladığı şimşeklerle parçalanır. Sadece Odysseus kurtulur. O da Calypso adasına çıkmayı başarır. Bu sırada Odyssus’un Telemakhos’da bulunan eşi Penelope ile evlenip onun zengin krallığını da ele geçirmeyi amaçlayan birçok kişi bulunmaktadır. Calypso ise Odysseus’la evlenmek isterken Odysseus’un da tek isteği yurduna dönmektir. Bunu gören tanrılar Odysseus’a acırlar ve Calypso’dan onu bırakmasını isterler. Calypso bu teklife çok sinirlense de sonra ikna olur ve Odsseus’un yurduna dönmesi için gereken yardımı yapar. Odysseus, büyük mücadeleler vererek Penelope’ye kavuşur." (Bedrettin Cömert)

Calypso, Homeros'un Odysseia destanında adı geçen gizemli tanrıçadır aslında. Adı Yunanca gizlemek anlamına gelen kalyptein'ten türetilmiş. Ayrıca, Olympos’a saldırdığı için Zeus tarafından gök kubbeyi omuzlarında taşımakla cezalandırılan Atlas'ın kızı olarak geçiyor kaynaklarda.

Benim de okumakta zorlandığım Yunan Mitolojisindeki bu karmaşık olaylar ağına daha fazla sokmayayım sizi. 1978’de Hacettepe Üniversitesinde görevliyken, henüz 38 yaşında siyasi bir suikaste kurban giden Bedrettin Cömert’in, Türkiye'nin hala en kapsamlı mitoloji kitabı olarak kabul edilen Mitoloji ve İkonografi'sini ne kadar okusanız da sonuç değişmeyecektir.


Onlarca tanrı ve tanrıça, onların genellikle tuhaf ilişkilerinden doğan çocukları ve bir sürü farklı karakterle birlikte, Yunan Mitolojisi tam da dönemin ruhunu uygundu belki de. Bugün okuduğumuzda anlamsız gelen bu mitolojik hikayeler, Antik kültürün en önemli söylenceleriydi. Homeros'un ünlü İlyada ve Odysseia'sı bunun en bariz kanıtı olarak sunulabilir. Antik dönem Anadolu ve Yunanistan'da halk İlyada ve Odysseia'yı ezbere bilirmiş. Askerlik, tıp, teknoloji, hukuk, din bilgilerinin tamamının kaynağı bu kitaplardı.

Antikite, yüzlerce yıl öncesinde kalmış olsa da, Avrupa kültürünü önemli ölçüde etkilemiş. Özellikle İtalyan ve İngiliz edebiyatına etkilerinden söz edilebilir. Sadece edebiyat alanında değil, toplumsal hayatta bile mitolojinin etkileri hala görülür Batı kültüründe. Bazı şehir isimleri, özel şirketler hatta çocuk isimleri bile mitolojiyle ilintilidir zaman zaman. Bu anlamda derin izlere sahiptir Yunan Mitolojisi, günümüzün kıta Avrupasında.

Bu izleri hayatın farklı alanlarında da takip edebiliriz. Bizi ilgilendiren kısım olan parfümlerde de karşımıza çıkar mitolojik kahramanlara ait isimler. Mesela Chanel'in ünlü Antaeus'u, Givenchy'nin Xeryus'u, Versace'ın yeni parfümü Eros'u ilk aklıma gelen örnekler. Ve 1950'li yıllardan kaynağını almış bir başka mitolojik isme sahip esere göz atmanın vakti geldi artık.

1940'lı yıllara kadar gider Robert Piguet'in parfüm macerasının başlaması. Kıyafet tasarımcısı ve günümüz deyimiyle modacı Piguet, dönemin Fransız aristokratlarına hizmet verir. İsmi en çok geçen tasarımcılardan birisiyken, güzellik ürünlerine el atar. Ortaya müthiş bir parfum koleksiyonu çıkar. Bandit, Visa, Fracas, Baghari parfümleri çok büyük ilgiyle karşılanır Fransa'da. Fakat markanın ömrü fazla olmaz ve 1950'li yıllarda üretime son verilir.


2000'li yıllar Robert Piguet parfümleri için hayata dönüş anlamına gelir adeta. İşte ismini mitolojiden alan Calypso'da bu yeniden dirilişten nasibini alır. 2010 yılında parfümör Aurelien Guichard tarafından tekrardan formüle edilerek, koku bağımlılarının beğenisine sunulur. Böylece Calypso isimli klasik, uzun yıllar sonra tekrardan karşımıza çıkıverir. Bize de onu koklamak, anlamak ve elimizden geldiğince yazmak düşer.

Calypso, kendi sitelerinde kısaca şöyle tanıtılmış: "Büyüleyici ve romantik. Calypso, ateşli ve yeşil çiçeksi yönleriyle büyüleyici bir karışımdır."

Fragrantica'da oryantal çiçeksi olarak sınıflandırılmış Calypso'nun başlangıcı bir paça turunçgiller (bergamot ve mandalina) ve sardunya ile gerçekleşiyor. Çok temiz, pürüzsüz, yüksek kaliteli güzel bir açılışı var Calypso'nun. Üst notalarını sevdim. Orta kısma geçildiğinde gül bütün ağırlığıyla baş role geçiyor. Turunçgiller ortadan kayboluyor. Sardunya gerilerde kalırken, güle nefis bir süsen (iris) ekleniyor. Orta kısımda gül ve süsen ağırlıklı diyebilirim. Hala çok temiz, kaliteli ve güzel. Orta kısımda çok başarılı. Alt notalara geçildiğinde gülün ağırlığı hissediliyor. Süsen gerilerde kalırken, bu sefer de paçuli, misk ve biraz da süet kokusu ekleniyor. Sonları çok ilginç gelmedi bana. Başlangıcını ve orta kısmını düşündüğümde ortalama bir kapanışa sahip. Böylece de tenden ayrılıyor.

Calypso, gördüğüm kadarıyla tam bir gül kokusuna sahip. Gülden sonra en öne çıkan nota süsen (iris). Başlardaki turunçgil-sardunya işbirliği tam olması gerektiği gibi. Fakat sonları beklentilerimin biraz altında.


Calypso, çok güzel bir gül parfümü. Yüksek kaliteli, sakin, saldırgan olmayan, hüzünlü, modern, yapaylık barındırmayan ve doğal kokan yapısıyla dikkat çekiyor. Bu aralar şansıma mıdır nedir, hep çok hoş gül parfümleri ile karşılaşıyorum. İşte yine öyle oldu ve Calypso'yu sevdim.

Kısa süre önce kullandığım Histoires de Parfums'ün 1876'sına benzettim genel halini. 1876 daha baharatlıyken, Calypso, daha çiçeksi. Fakat 1876 daha detaylı ve kompleksken, Calypso biraz düz çizgide ilerliyor. Yine de kalitesi ve size yaşattığı duygular bakımından ikisi de birbirinden güzel deneyimler oldu benim için.

Calypso, kadın parfümü olarak sunulmuş. Bence öyle yoğun kadınsılık barındırmıyor. Mis gibi kokan gül parfümü arayan erkeklerin denemesi gereken seçeneklerden birisi olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen pişman olmayacaksınız.

Kabul etmek gerekir ki Calypso, çok yaratıcı, farklı yada benzersiz bir kokuya sahip değil. Onu piyasadaki bir çok niş parfümde kullanılan güle benzetebilirsiniz. Fakat gül kokusu, zaten baskın olduğundan, artık bana bir çok gül temalı parfüm, birbirine benzer geliyor. Calypso, bu anlamda ünik değilse de kokusunu tecrübe etmeye değer.

Eau de Parfum ve Parfum Extrait olarak iki versiyonu bulunuyor Calypso'nun. Benim denediğim Eau de Parfum (EDP) olanıydı. Sonbahar-kış kullanımı için daha uygun olacağını düşünüyorum. Özellikle hüzünlü ve serin sonbahar günlerine çok yakışacaktır.

                                                                       Parfüm Merakının kendi çekimidir. 

Artıları:
+ Başlangıcını sevdim.
+ Orta kısmı da çok güzel.
+ Yüksek kaliteli ve duru kokusu, denenmeye değer.

Eksileri:
- Sonları enterasan değil.
- Fark edilirliği zayıf.
- Fiyatı biraz yüksek.

Koku Güzelliği:10/7.5

4 yorum:

  1. Bu parfümü temin etmek isteyen ulaşabilir

    gokhanbaha@hotmail.com

    YanıtlaSil
  2. Denemek için yanlış seçim yapmışsın. Oud'u denesen de artık dokuz puanı görsek diyorum :) Çok kompleks olmayan, düz bir hali var ama epeyce kaliteli kokuyor ..Bahadır.

    YanıtlaSil
  3. Oud resmen leş. Denedigim en vasat öd temalı parfüm

    YanıtlaSil
  4. merhaba ben bugün fracas ı 2. kez dedim ilk denemem de bileğime sıktımıştım saatlerce kaldı tatlış tatlış koktu fakat bugün üzerimde de denemek istediğimi söyledim satış da ki arkadaş biraz fazla mı sıktı nedir anlamadım başıma ağrılar girdi umarım kokudan değildir :) siz koklamış mıydınız acaba o kokuyu?

    YanıtlaSil